Lanetin sene-i devriyesinde

12 Eylül 1980'den tam 36 yıl sonra, bir gurup, şerefini bir dolara satmış, beyinlerini teslim etmiş bir gurup hain teröristin, ülkemizi, demokrasimizi, hür irademizi ele geçirmeye kalktıkları o geceyi, unutmayacağız.

Beş sene geçti üzerinden.
Ve halen kalıntıları ile kriptoları ile gaybubetleri ile yurtdışına kaçmışları ile uğraşıyoruz.
Hali hazırda o gecenin faillerinin yargılanması bile daha bitmemişken, nerdeyse her gün yeni failler, yeni operasyonlar.

Bitmediler, bitmeyeceklerde kolay kolay.

Nedeni ise matematiksel bir gerçek.

FETÖ, zamanla bu ülkenin %20'sine hulul etmiş bir örgüt.
Yani nerdeyse onsekiz milyon kişiye.
Öyle, ya da böyle.

Vakti ile ve AK Partisi iktidara gelene kadar ki tüm siyasi iktidarlar tarafından da devletin içinde, TSK da Emniyette, kısacası her yerde palazlandırılmış bir örgüt.

En yüksek makamları, 2001'den önce tutmuş, tıkamış.

Zirveyi de 15 Temmuz'da yapmış.

Bu kadar insanı ayıklamak, elbette pek mümkün değil.
Tabii önemli bir kısmı, hiçbir suça karışmamış olsa da bugün bu kısım bir kin ve öfke içinde.
Ve şuna herkes emin olsun ki, sadece fırsat kollamaktalar.

Yakın tarih bize şunu öğretti ki, pişman FETÖcü yoktur, sinsice fırsat kollayan FETÖcü vardır!

Arada sırada kamikaze çıkışları yapan uyuyan hücreler ile bunu tekrar, tekrar hatırlıyoruz.

Bir başka gerçek ise devletin içindekileri ayıklamaktan, hemen darbeden sonra başlanan özel sektör ve bankacılık sektöründeki temizleme dışında, buralara fazla girilmedi.

Evet beş sene geçti ve maalesef FETÖ ile mücadelede, çok da büyük bir yol alınamadı.

Buna, FETÖ'nün siyasi ayağının kim ve kimler olduğunun ayın on dördü gibi ayan beyan ortada olmasına rağmen, dokunulmaması, hatta parti kurmalarına izin verilmesi de dahildir.

İnsanlara bunu izah etmek hayli zordur.

Bugünlere gelecek olursak.

Bir kısım siyasilerin, siyaset ve asker eskilerinin, sözümona aydınların, güya sanatçıların, bilmem kimlerin, kâh üstü kapalı kâh açıkça darbe imaları yapmaları, hatta darbe çağırma seansları düzenledikleri bir zaman içindeyiz.

Yine aynı kesimin, ikide bir kalkıp, sokak anarşisine davet ettikleri bir dönemdeyiz.

Yanlış anlaşılmasın, iş bu tipler, kendilerine her fırsatta "demokrat, özgürlükçü" diye adlandırılan tipler, "demokrat amca" ya oynayan tipler!

Ve yine aynı güruh, daha dün, KHK madurları ile dayanışma günü tertipleyecek kadar da, aymazlık içinde!

Sadece FETÖ ile mücadelede değil, darbe seviciler ile mücadelede de bir arpa boyu yol alamadığımız ayan beyan ortada!

Sanki biraz fazla mı merhametli davranıldı?
Merhametten maraz doğacağı hiç düşünülmedi mi?
İhanete merhametin, merhamete ihanet olduğu gerçeği bilinmiyor mu?
Tarihimiz bununla alakalı örnekler ile dolu değil mi?

252 şehid boşuna mı verildi?

Binlerce gazi, boşuna mı sağlığından oldu?

Elbette hayır!
Çünkü o gece, tarihte ilk kez bir millet, darbeye direndi ve daha sonrasında da dünyada planlanan en az üç darbenin engellemesine ışık oldu.

Kısacası, Aziz Türk Milleti yine tarih yazdı ve darbeler tarihini, tarihe gömdü!

Dört gün sonra sene i devriyesini yaşayacağız bu ihanetin.

Pandemi devam ettiği için, çok geniş katılımlı bir programların olacağını düşünüyorum, hatta umuyorum.

Çünkü onca insanın şehid düştüğü mekanlarda, topluca hoplayıp zıplama, hiç içime sinmemişti, sinmiyor, sinmeyecek!

Şehidlerimizi kabirleri başında, Kuran tilavetleri ile anmak, olayların olduğu yerlerde de aynı şekilde, huşu ve sükûnet içinde hatırlamak daha doğru bir şey olacaktır diye düşündüm hep ve bugün de aynı kanıdayım.

Bu, asla şehidlerimizi unutmak, halkın zaferini küçümsemek de değil, aksine uhrevileştirmektir.

Umarım, bu sene i devriyenin vesilesi ile de artık FETÖ ile mücadelede yeni bir düzene geçilir ve hızla, devletin tüm imkanları ve hışmı ile, kime dokunursa dokunsun üstlerine gidilir.

252 şehidimize, binlerce gazimize ve o gece ve akabindeki 45 günde mücadele eden her bir vatandaşımıza boynumuzun borcudur bu!

Ben şahsım adına, tüm şehidlerimizin Aziz hatıraları önünde tekrar saygı ile eğiliyorum.
O gece ve akabindeki süreçte mücadele eden her bir ferde de şükranlarımı arz ediyorum.

Hep beraber bir destan yazdığımız o geceyi, asla unutmayacak, unutturmayacağız.

Hür irademize, demokrasimize, ülkemize göz diken her kim olursa olsun, dün de karşılarında olduk, bugün de oluyoruz, yarın da olacağız!

Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber