İstanbul, Bağdat, Somali

Ah Steinmeier ah, sen ne ettin kendini böyle?
Koooskoca (?) Almanya'nın Reis'i Cumhuru, aslında saygın da bir kişiliğe sahip olan Frank Walter Steinmeier, kimlerin aklına uydu bilinmez, kendini de temsil ettiği ülkeyi de adeta masksraya çevirdi.

Yahu, Mevkidaşının yurtdışı programı varken, yani Sayın Erdoğan Irak'a gidiyor iken, Türkiye'ye gelmek de hangi akla hizmettir?

Eh öyle Havalimanında kalır, İstanbul Valisi tarafından karşılanır, sonra da geçmiş siyasilere ve yerel yöneticilere kalırsın işte.

Hoş, Alman devlet erkanını da eskisi gibi ciddiye alan da kalmadı ya...

Dışişleri bakanı kimse karşılamaya tenezzül etmez, Başbakanını Çin bilmem kaçıncı sınıf yöneticiye karşılatır, İsrail yerlerde süründürür...
Eski Türkiye'de olsa, aylar öncesinden geri sayım başlar, haber bültenlerinden inmez, "İşte Almanya şöyle yatırım yapacak, yol şurayı gezecek," diye şişirilir dururdu.
Sanki Mehdi Hz. yeryüzüne zuhur edecekti.

Günümüzdeki gerçek ise ABD Dışişleri Bakanı dahil, üç gün randevu beklemek zorunda, sen de kim oluyorsun birader?

Alman basını ve muhalif Türk basını ise bambaşka bir işin peşinde.

Neymiş efendim, Steinmeier, geleceğin Türkiye Cumhurbaşkanını işaret etmişmiş?!
Pardon.
Anlamadım ne etmiş, ne etmiş?
Elin Almanı kim oluyormuş da, Türkiye'nin geleceğini tayin veya işaret edecekmiş?
O günler çok geride kaldı çok!

Hani merhum Demirel Cumhurbaşkanı olduktan sonra, sıra DYP'ye yeni bir genel başkan, dolayısıyla Türkiye'nin başbakanı seçilecek olan Genel Kurula bir gece kala, bir kaç saatliğine Baba Bush ve eşi, Ankara'ya inmiş, Barbara Bush ise ayrılırken "Ben Tansu Çiller'de gizli liderlik alametleri görüyorum" diye demeç vermiş ve ertesi gün de, malum Tansu hanım seçilmişti.
Dedik ya, o iş çok eskilerde kaldı.

Ama tabii, yabancı bir Cumhurbaşkanının kalkıp ta "Erdoğansız bir Türkiye'nin mümkün olduğunu görüyoruz, İmamoğlu ile bu mutabakata vardık" demesi, kendisini halen o eski önemi taşıyan bir ülkenin sembolik bir makamında oturduğunu sanmasındandır.

Sanırım Sayın Erdoğan, kendisine bu ukalalığın cevabını misli ile verecektir.
Çünkü Türkiye'nin içişlerine maydanoz olmak bir ukalalıktır, haddini bilmezliktir.

Steinmeier, paslı korkuluklarda, İmamoğlu ile poz veredursun, ya da döner kese dursun, Sayın Erdoğan Irak'taki temasları ile özellikle de PKK konusundaki mütabakatlar, gelişim yolu, güvenlik protokolleri ile tarihe bir not daha düştü.

Dün imzalanan protokollerin etkilerini biz, çok takın tarihte göreceğiz.
Irak, artık yalnız olmadığını ve terör ile mücadelede, güçlü bir partner kazandığını gördü ve emin oldu.

Çok yakın bir zamanda, Türkiye/Irak ortak harekatı ile PKK'yı kabuslar bekliyor olacak.

Zaten dün gece alelacele Washington dan üst düzey diplomatlar, boşuna Ankara'ya gelmedi.
Onlar için şu an durum, "yandı gülüm keten helva".

Tabii bugün Somali limanına demir atan Türk savaş gemisinin sembol etkisi de bir başka değerli.
Anlaşma gereği, Türk ordusu, 10 yıl boyunca Somali karasularını koruyacak, yurtiçinde de mevcut güvenlik güçleri ile faaliyetler deruhte edecek.
Bu bağlamda baktığımızda ise bırakın kim ne isterse, o oyunu oynasın, kendi kendine gelin güvey olsunlar.

Türkiye işine bakacak, ilerlemeye devam edecektir.

Evet, bu durum birçok eski emperyalist güçleri epeyce rahatsız ediyor, bunun devletimiz gayet farkında ve adımlarını da buna göre attığını gözlemleyebiliyoruz.
Elbette onlar da kendilerine göre hamleler yapacaklardır, fakat şu gerçeği asla unutmamalarında fayda vardır:

Türkiye'nin başına gelecek idareye ancak Türk milleti bizzat karar verir, kimsenin telkinleri de ihtiyaç duymaz!

Evet ekonomik zorluklar vardır, olmaması tuhaf olurdu zaten, ve fakat görüyoruz ki Sayın Erdoğan, özellikle artan fahiş fiyatlar hakkında çok ciddi hamlelere hazırlanmakta.

Bunları da sanırım bu hafta içinde göreceğiz.
Aldığım duyumlardan şu kadarını aktarabilirim ki, bu fahiş fiyatların müsebbipleri için güzel günler geride kalacak, kesin ve keskin hamleler kendilerini bekliyor.



Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber