Dünya neleri konuşuyor, biz ne ile meşgulüz

Bir, iki aydır, resmen seçim havasına girdikten sonra ve hele de son düzlüğe yaklaşılmışken, ülkemiz tamamen bu olaylara kilitlendi, hatta paralize, hipnotize oldu.

Yatıyoruz seçimler, kalkıyoruz seçimler.
Evet, bu Türkiye'ye özgü bir durum ve buna alışığız.
Ancak şu an öyle bir evredeyiz ki, dünya siyaseti ne boşluğu kaldırır, ne rehaveti.

Avrupa Rusya ile garip bir sertleşmeye girdi ve ciddi bir şekilde bir atom silahı savaşı eşiğine doğru gidiyoruz.

Evet gidiyoruz diyorum, çünkü böyle bir felaket senaryosunda bizim zarar görmememiz imkansızdır.

Doğrudan hedef olmasak bile, ki doğrudan hedefiz, çünkü ülkemizde Atom bombaları var, doğrudan hedef Rusya, karşı komşumuz.

Hedef Avrupa, Fransa, Almanya...
Her şekilde zarar göreceğimiz apaçık ortada.
Kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede zarar göreceğiz, hoş bütün dünya görecek.
Çünkü atom savaşının kazananı olmayacaktır.

Peki dünya siyasetinde bunlar yaşanırken bizler ne ile meşgulüz?

Yerel seçimler ile meşgulüz.
Ancak, bizde Yerel seçimler bile ölüm kalım savaşı adeta.
Portreye baktığımızda karşımıza çıkan vahim bir tablo var.
Aslında daha önce de yazmıştım.
Yerel seçimler, mantık işidir, ideolojik saplantılara yer olmamalıdır diye.

Neden?
Çünkü Yerel seçimlerde, bana en iyi hizmeti kimin geçirebileceğine bakarım.
Yaşadığım il ve ilçeye en iyi kim hizmet eder, kim katma değer sağlar, ileriye taşır, ona bakarım geçmişte kim ne yapmış, analiz eder, oyumu ona göre kullanırım.
"O kişi şucu, bu kişi bucu" beni hiç ilgilendirmez.
Her partinin bir geçmişi, bir karnesi vardır, hülasa her adayın da.
İki kere iki dört.
Ama bizde öyle değil.
Falanca aday seküler, o bize yeter!
Seküler olsun, ama hiçbir iş yapmasın, pislik içinde boğulalım, o zaman.

Böyle bir mantık olur mu?
Olur.

İzmir'e bakalım, Muğla'ya bakalım, 30 senedir bu kafa ile oy veren yerlere bakalım, aldıkları hizmete bakalım, her şey ayan beyan ortada.

Bir çeşit kilikin koca bir partiyi, şahsi ihtirasları uğruna paramparça ettiklerine, DEM partisine peşkeş çektiklerine Şahid oluyoruz bu günlerde.

Adeta siyasi parti olmaktan çok bir şirkete dönüştüğünü izliyoruz.
Ve bu durumu, kah para yüzünden, kah makam mevki yüzünden kah ise ideolojik körlük yüzünden, hunharca savunanları görüyoruz.

Bir diğer taraftan ise babasının isminden başka hiçbir şeyi olmayan, liyakatsiz, vizyonsuz bir yeni yetmenin, hırsları yüzünden, babasından kalan kredileri de tükettiğini, popülist söylemler dışında bir iş yapamadığını, battıkça battığını görüyoruz.

Siyaset namına çok üzücü, çok vahim şeyler bunlar.
Hiç kimse, taklitçi bir insana oy vermez, verenlerin ise, iktidar ile sorunları vardır.
Ancak siyaset bunlar değildir, bu değildir.
Siyaset şahsi ihtiraslar için değil, vatana, millete, devlete hizmet etmek içindir.
Ancak, hangi partiden olursa olsun, bu bizim siyasilere pek dokunmamış.

Elbette bu seçimlerde geçecek.
Geçecek de bu devlet, dünya siyasetinde neleri kaybetmiş olacak, o da başka bir mesele.



Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber