Cehennemin kapıları

Ne zaman içimden;
"Artık dibi gördük, daha da dibi yoktur" diye geçirsem, maalesef birileri, daha da dibin oluğunu, hatta dibin de dibinin oluğunu ve seviyenin, daha doğrusu seviyesizliğin çukur oluğunu adeta inat edercesine gösteriyor.

Hem de ne uğruna?
Üç beş oy, şahsi hırs ve ihtiras uğruna.

Peki ne pahasına?
İnandırıcılık pahasına, dürüstlük pahasına.

Peki, ne demek istiyor bu adam, dediğinizi duyar gibiyim ve arz edeceğim efendim.

İlk olarak Meral Akşener ile başlayacağım, çünkü geçtiğimiz bir kaç gün içinde, söyledikleri ve yalanlamadıkları, hiç kimse kusura bakmasın ama, yenilir, yutulur cinsinden değil.

Diyarbakır kongresinde PKK'ya zeytin dalı uzatmak nedir?
Kan dökmeye tövbe etmekmiş.
Peki kimmiş kan döken?
Bu ülkenin şerefli askeri mi, jandarmamız mı, yoksa polisimiz mi?

Her Allah'ın günü, bu ülkeyi terör belasından kurtarmak için uğraşan, milleti korumak pahasına can veren, Şehid olan kahramanlarımız mı kan döküyor?

Yoksa, her türlü suçtan, ihanetten sabıkalı olan, bebekleri anne karnında katleden, eli kanlı terörist PKK mı kan döküyor Meral Akşener?

Bu lafı etmek ile Şanlı Türk askerine kimyasal silah iftirası atmak eş değerdir, hiçbir farkı yoktur, bu milletin nezdinde.

Yalanlayamadığı iki sene sonra erken seçime zorlama iddiası da cabası.

İlk kez, gazeteci Abdülkadir Selvi'nin açıkladığı bir konu.
Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu'na, "sen kendini 15. Cumhurbaşkanı olmaya hazırla, iktidar olursak, ben iki sene sonra zaten hükümeti düşürüp erken seçime zorlayacağım." dediği iddia ediliyor ve hiçbir şekilde ne İyi Parti'den, ne Akşener'in bizzat kendinden bir yalanlama gelmiyor, gelemiyor.

Bu ise aslında bir fecaat.

Çünkü altılı masanın, asla bir uyum içinde olmadığını, hele de Türkiye'nin hiç umurlarında olmadığını, siyasi ve ekonomik istikrarı asla düşünmediklerini ortaya koyuyor.

Tam tersi, kaotik bir dönem, istikrarsızlık, kriz üstüne kriz, kilitlenen bir ülke.

Ve işin acı tarafı, bu altılı masanın bileşenlerinin, her birinin yaptığı açıklamalardan tam da bu çıkıyor.

Tek niyet Türkiye'nin önünü kesmek, ülkeyi ise 90 yılların karanlık dönemlerine geri götürmek, büyümeyi önleyerek, 50 sene geriye atmak.

Abarttığımı düşünen, tüm açıklamaları, teker, teker analiz etsin o zaman.

Bir diğer konu ise, Kılıçdaroğlu'nun cehennem kapıları fantezileri.
Neymiş efendim, Ekrem İmamoğlu görevden açılırsa, cehennemin kapıları açılırmış.
Açarlarmış, ne yapacaklarını şimdi söyleyemezmiş, ama herkes anlamışmış.

Pardon da Bay Kemal, sen cehennem zebanisi misin, yoksa İblisin ta kendisi misin?
Yoksa cehennemin kapılarını açmak kim, sen kim?
Evet sen kimsin ki, Türkiye Cumhuriyeti devletini, seçilmiş hükümetini, yargısını tehdit ediyorsun?

Bu ağız militan ağızı, bu ağız, PKK ağızı.
Siyasi kimliği ne olursa olsun, hiç kimse bu ülkede böyle bir tehditte bulunamaz.

Tamam, vekillerinizden biliyoruz, gördük, eşkıya gibi mahkeme salonu bastıklarını, yargı mensuplarını tehdit ettiklerini, ancak Bay Kemal, o kadar da uzun boylu değil.

Bu devlet ne sana ne de şürekana pabuç bırakmaz, bırakacak da değil.

Tamam, anlıyorum, seçimi kaybedeceğinizi anladınız, altılı masanın bir fiyasko olduğu da ayan, beyan ortada, onun için de panik halinde her yol mübah diyor, her yere, her yerden saldırıyorsunuz.

Ancak, kaçınılmaz sondan, bunlar da sizi kurtarmayacak, tam aksine, girdabın daha da derinliğine çekecek ve de çekiyor zaten.

Siyaset bu değil.

Kullanılması gereken dil, nu diller değil. Benim ülkem de milletim de bunları asla hakketmedi.

Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
OGÜNhaber