2010 ''Acı Miras'' Devraldı!

1929'lardaki global ekonomik krizin ardından çıkan süreci bilip okuyup  hatırlayanlar belki de acı acı baş sallıyor.

Zaten, Hindistan, Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Lübnan, Filistin, İsrail, Sudan ve Yemen'de ne yazık ki ''savaş tamtamları'' çalıyor.

Neredeyse, ABD'nin meşhur ''Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi'' ile barış yerine savaş gündeme getirilmek isteniyor.

Yeni bir yılın, böylesine bir atmosfer içinde ilk günlerini geçirmesi, beraberinde ister istemez ''kara bulutları'' da getiriyor.

Zaten dünyayı dipten sarsan ekonomik krizin yaraları yeni yeni ortaya çıkarken, beraberinde güç kullanma isterisini getirmiş olması, endişe uyandırıyor.
 
Böylece, yeni yıla insanların sebep olduğu ''yoksulluk'' hatta ''açlıkla'' giren milyonlarca ''talihsiz'' varken, Batı hâlâ, geri bırakılmış hangi ülkeyi sömüreceğinin planlarını yapıyor.
Dünyaya ''demokrasi'' yi, ''refah'' ı ve ''huzur'' u getirmeye soyunanlar, ne yazık ki çoğu kez ''istilacı'' veya ''sömürgeci'' kimliğinden kurtulamıyor

Dünyayı bu ''paradoks'' içinde bırakırken, Türkiye'nin pek açığa çıkmayan ''yürekler acısı'' durumuna kısaca göz atmak gerekiyor.
 
Her şeyden önce,krize rağmen ''büyüme'' büyültüldükçe büyültülüyor. Oysa, geniş halk tabakalarının eskilerin deyimi ile ''iştira'' gücü gün geçtikçe eriyor ve temel gıda maddeleri, ev kiraları, akaryakıt, elektrik, su adeta ''el yakıyor.'' Vatandaşın bugünkü deyimi ile ''alım gücü'', ekonominin gerçek yüzünü gösteriyor.

Yeni yılın daha ilk günlerinde böylesine ''karamsar'' olmak, aslında gerçekleri belirtmek anlamına geliyor.
 
Dünya bütün hızıyla, fakat ''periyodik'' olarak dönüyor.
Türkiye ise, nereye koştuğunun ''hengame''sini yaşıyor.
''Aşırı borçlanmamız ne olacak?''
''Cari açık kapatılabilecek mi?''
''Milli gelir 10 veya 15 bin dolara çıkabilecek mi?''
gibi sorular, Türkiye'yi zorluyor. Doların yükseleceği haberleri piyasayı şimdiden etkiliyor.
 
Ekonominin yanı sıra ''siyasi'' bakımdan da, Türkiye'nin üzerinde ''kara bulutlar'' dolaşıyor. Yargımıza bile dışarıdan müdahaleler yapılarak, ''hükümranlık haklarımız'' ihlal ediliyor. AB'de ilerlememiz durdurulmak isteniyor.

Fransa, Almanya ve Yunanistan gibi ülkeler önümüzü ''pervasızca'' kesiyor. Irak'ın kuzeyindeki oluşum, Türkiye'yi doğrudan doğruya ''tehdit'' ediyor. PKK mevcudiyetini devam ettiriyor.

Bir bir sayıldığında, sütunları işgal edebilecek kadar ''uygunsuzluk'' peşimizi bırakmıyor.
Her şeye rağmen, 2010' için ''umut'' kapılarını ardına kadar açmak icap ediyor..
 

 

 




CRA 04.Ocak.2010 Pazartesi - 16:44:00
OGÜNhaber