'Vergi kaçırmadık, vergiden kaçındık..'

Ödüle layık görülenlerden birisi de Edebiyat alanında Alev Alatlı’dır ve konuşmasını yapmaktadır:

“Helal olsun olmasın, haklı olmak durumu yasalarca tevsik(belgelenip tescillenen) edilen bir durumdur.
Gelin görün, yasaların insafına bırakamayacağınız bir durumdur.
Aslolan hakkın heda (teslim) edilmesi, olmalıdır…
Aslolan helalleşmek olmalıdır.
Helalleşmek mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır.
Çünkü her yasal hak, helal değildir ve olamaz.
Mesela; İmar ruhsatı olan bir müteahhit şehrin hakkına tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur.
Ama yaptığı helal değildir.
21. yüzyılın en yaman toplum projesi helal olanı, yasal olanla örtüştürmek olsa gerekir.
Kadim değerlerle rabıtası zedelenenlerin şerden yana bükülmelerini önlemenin yollarını bulmamız gerekir.”

Türk Kızılayı…
Kamu yararına ciddi ayrıcalık ve imtiyazları var.
Bunlar hak, doğru ve isabetli mi.?
Kesinlikle evet…
Çünkü Kızılay her devir, dönem ve dehirde herkesin, hepimizin kişiselliğinin üstünde tutulması gereken bir müessesemizdir.
Bizim Milli Takımımızdır.
Bayrağımızdır,
Ezanımızdır,
İnsafımız,
İmanımız,
Merhametimiz,
Ve maşeri vicdanımızdır.

Ama bu gururumuz, merhametimiz ve şefkatimiz olan Kızılay’ın üzerinde kara bulutlar dolaşıyor.
Bir firma Kızılay’a bağış yapıyor.
Kızılay ise bu bağışı başka bir vakfa veriyor.
Bağışçı firma “yaptığımız iş yasal” diyor.
Kızılay Başkanı yanlış yok diyor;
Biz “vergi kaçırma değil, vergiden kaçınma” yaptık diyor.
Peki buradan sormak isterim;
Senin yaptığın bu yasal işlem, helal midir.?
“Vergiden kaçınmak”la,  “kaçırmaktan” kurtuldun.
Neyi neyle örtüştürdün böylelikle;
Helalle yasalı mı.?
Yoksa yasayı bypass etmeyi mi.?

Yapmayın, etmeyin; milletin aklıyla dalga geçmeyin.!
Milletin “kan”ıyla oynamayın.
Milletin “Kızılay”ını birilerine “heda” ederek, heba etmeyin.
Minicik, azıcık, bir nebze kalmış güveni de sıfırlamayın.
Bari sıfırlamayı “Kızılay” üzerinden yapmayın.
Kendiniz bükülürken şerden yana,
Bari “Kızılay”ı da kendinizle birlikte bükmeyin, bitirmeyin.
Yazıktır, yazık….
Ne demek; “kaçırmadık”, vergiden “kaçındık”…
“Kaçınılan” vergi, Yunanistan’a mı ödenecekti yoksa…
Neyi kimden kaçındırıyorsunuz,
Kimin vergisini, kimden “peçeliyor”sunuz.
Ve nasıl bir insafınız var ki; bu “kaçınma”ya, Kızılay’ı alet ediyorsunuz…
Valla ne diyeyim..!
Ben bir söz bulamıyorum ve sadece;
Allah ıslah etsin ve sizleri bildiği gibi yapsın, diyorum..!

Ah Kızılay Başkanı ahhh….
İnsanın kendisinin bile inanmadığı birşeyi izah zorunda kalması böyle bir şey olsa gerek…
Keşke “kardeşim olan bu bu bu,  ben de maalesef sessiz kaldım ama vicdanıma ağır geliyor. Şimdi ikrar ediyorum. Çünkü Kızılay gibi tek, yegane ve kutsal bir kurumun bazı şeylere alet edilmesine artık dayanamıyorum” diyerek eteğindekileri döksen ve bırakıyorum deseydin…
“Her yasal olan, helal değildir ve olamaz” deseydin..!
Ama nerdeeeee….
Aslında düştüğün duruma üzülüyorum diyeceğim ama dilim varmıyor.
Çünkü kişinin kendine ettiğini, kimse edemez.
Ah be Başkan, ah…
Son kale yahu, son kale…
152 yıllık Ulu Çınar..
Herkesin, hepimizin gözbebeği..!
Yapılır mı be bu Kızılay’a..!
Kızılay Kızılay olalı böyle zulüm görmedi..!
OGÜNhaber