Sefalet sendromu denen bir illet

Herkesin dilinde iki şikayet:
—Ekonomi neden düzelmiyor?
—İktidarın çözüm politikaları neden başarılı olmuyor?
Birinci sorunun cevabı,
Aslında,
İkinci soruda gizli…
Ne demek bu?
The Kid şöyle anlatmıştı:
“Yıl-2018…
Rahip Brunson krizi ve Trump’ın “Ekonominizi mahvederim” tehditi…
İktidar, ekonomide oluşan hasarı azaltmak ve bozulan dengeleri düzeltmek için harekete geçti.
Fakat,
Bagaj ve handikapı çok fazla olduğu için hem ayranım dökülmesin hem ekonomi iyiye gitsin” gibi bir kısırdöngü ile malul idi.
Sonuç;
Zaten kötü olan ekonomi daha da kötüleşmeye başladı.
Ama,
Belki çaresizlikten, belki spontane veya belki de bilinçli bir bilgelikle(!) bir şeyi keşfetti:
Toplumsalın, haysiyetsiz sefaleti kanıksayabildiğini…
Körün istediği bir göz, ahali verdi kös kös…
Zaman zaman Bakan-Başkan-politika falan-filan değiştirip -sözüm ona- rasyonel politikalara dönmekten bahsetse de; artık yeni çözüm tarzı belliydi.
Neydi bu çözüm?
—Haysiyetsiz sefaleti beslemek…
—İstikrarlı çözümsüzlüğü süslemek…
—Kontrollü fakirleştirmeciliği kurumsallaştırmak…
Haysiyetle sefalet, ters orantılıdır.
Ama,
Sefalet, haysiyeti bir kere kucağa çekti mi; gerisi çorap söküğü…
Gerisini getirmekte ise, -yukarda Allah var- iktidar çok maharetli…”
Şimdi anladınız mı;
Ekonominin neden düzelmediğini,
Ve,
Ahalinin 12 bin liralık trafik cezasını, nasıl “eli mahkum ödeyeceğim” diyerek teslimiyet bayrağı çekmesini…
Ogün Haber köşe yazarı eski vekilimiz Murat Demir…
Geçen gün,
“Türkiye Ekonomisi Önemli Bir Eşikte başlıklı bir yazı yazmış…
“Bir ülke yalnızca faizle, sıcak parayla, tüketimle büyüyemez.” diyerek; aslında sorunu özetlemiş,
Ve,
Çözüm reçetesini söylemiş:
“Doğru adımlar,
Kararlı yönetim,
Üretim odaklı ekonomi anlayışı…”
Murat Demir’in teşhis ve tedavi önerisine aynen katılıyorum.
Ki, kendisi üretimin bizzat içinde bulunan ve çekirdekten yetişme alaylı bir sanayici…
Ama,
Üzülerek sayın Demir’e şunları söylemek zorundayım:
“Aziz Dostum!
İstikrarlı çözümsüzlüğü/Haysiyetsiz sefaleti/Kontrollü fakirleştirmeciliği politika haline getirmiş bir siyasi iradenin, söylediğin bu doğruları yapması mümkün mü sence?
Bence,
Aslında sen de bunun mümkün olmadığını biliyorsun ama müeddep ve kibarlığını bozmayan bir adamsın.
Bu yüzden,
Demem o ki “ekonominin içine ettiniz” diyemediğin için, tepkini, “Senden ümit kesmem, kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır”   kibarcılığı içinde dile getirdiğini düşünüyorum.

*****************

Marjinal Sorular
—6 Mayıs’ta,
CHP’ye “Mutlak Butlan” çıkarsa Terörsüz Türkiye Süreci de “butlan” hale gelir mi?
—Bu yılın sonlarına doğru AKP karışır mı?
—İzzet Ulvi Yönder, “Terörsüz Türkiye Sürecine” karşı olduğu ve bunu akameta uğratmaya çalıştığı için mi MHP’deki görevinden azledildi?
Acaba,
Önümüzdeki aylarda İYİ Parti  veya Zafer Partisi veya Anahtar Parti ile yahut da bunların hepsiyle teşrik-I mesaiye girer mi?
— Bu sene sonuna doğru AKP ile CHP bazı konularda asgari müşterek oluşturarak müttefik hale gelip; 2028 seçimlerine kadar birlikte yürürler mi?
Gelirlerse MHP/Bahçeli dışlanır mı?
—Bahçeli’nin, cansiperane iktidar savunuculuğuna devam etmesinin nedeni, iyice dibi görmesini bekleyip Siyasal İslamcılığın tabutuna son çiviyi çakmak mı?

************

İrapta Mahalli Olmayanlar
Fatih Altaylı…
Davutoğlu için “Flörtöz” demiş…
Tabi, çok kızmış Muhterem Hoca!
Düşündüm de;
Erdoğan’a çok yakın birisi Davutoğlu’na çok yakın birisine dese ki:
“Reis, Binali’den memnun değil,
Sık sık “Ahmet Hoca olsaydı şöyle çalışırdı, böyle danışırdım falan diyor…”

Davutoğlu’na çok yakın o birisi de; bunu Davutoğlu’na söylese;
Acaba,
Davutoğlu, pembeleşen yanaklar ve bir anda kısıklaşan gözlerle;
“Seni ben, bin Alilerin olasın diye mi sevdim” şarkısını mırıldanıp, flörtözik bir heyecanla “bir daha söyle!” nidası eşliğinde “istemem/yan cebime koy” naz ve cilvesini sergilemez miydi?

Deva Partisi… Gelecek Parti… Saadet Partisi…
Ali Babacan… Ahmet Davutoğlu… Mahmut Arıkan…
Az oy alıyorlar ama çok ve hep konuşuyorlar…
Kimsenin iplediği yok ama allame-i cihan gibiler…
Çalınan vekillerinin ardından koyun gibi bakıyorlar ama büyük ve yeni bir ittifaktan peşindeler…
Kılıçdaroğlu şakirti bu muhteremlerden, özellikle Babacan ve Davutoğlu’na benden bir tespit ve bir tavsiye kıyağı…
Tespit şu:
—Daha bir buçuk sene önce kurulan Anahtar Partisi kadar bile siyasi anahtar rolünüz yok ama anahtar gibi davranmaktasınız.
—Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun soyadını söylemeyi zorlaştıran ağır kelimesi kadar bile bir siyasi ağırlık oluşturamadınız ama …mış gibi yapmakta üzerinize yok.
Tavsiye şu:
—“Denedik ama olmadı” falan-filan deyip; kendinizi bir şey sanmaktan ve rezil rüsva olmaktan artık vazgeçin…
—Eğer konuşmadan duramıyorum diyorsanız; biriniz ekonomist, biriniz akademisyen olarak konuşun.
Emin olun, çok daha fazla saygı ve itibar görürsünüz!

*************

Anlamsızlığın EnÜst Seviyesi
Yargıya güven EnDip’i görmüşken,
Adalet dağıtan mahkemeler adalete muhtaçken;
En Üst Yargı Başkanlarının,
Kuruluş yıldönümü ve sezon açılış törenlerinde,
Ayet-Hadis-Hz. Ömer-Aristo-Sokrat-Fatih Sultan Mehmet-John Locke referanslı manifesto tadında FonDip konuşmaları…

*************

Günün Dörtlüğü (Bir Uyarlama)
Sefalet Sendromuyla malul ise bir millet,
İster hoyrat, ister ise rock dinlet…
Duymasa da Mısır’daki hükümet
Trump saltanatı yıkılır elbet…

OGÜNhaber