İçişleri Bakanı iç işleriyle uğraşınca bakın neler olabiliyormuş!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya…
İllegalite ile mücadelede son 120 günü anlatıyor.
Organize suç örgütleriyle, yani it-puşt-çakalla,
Kendini mafya sanan türedilerle,
İnsan kaçakçılarıyla, kaçak yabancılarla,
Zehir tacirleri Allahsızlarla,
Devlete karşı terörle ve teröre niyetlenenlerle mücadeleyi anlatıyor.
Bakın sadece 120 günde,
Yani dört aylık bakanlığı süresince,
Organize suç örgütlerine yönelik 378 operasyon yapılmış,
2 bin 874 şüpheli gözaltına alınmış.
38 mafya tipi organize suç çetesi çökertilmiş!
Son 120 günde,
Uyuşturucuyla mücadelede 80 bin 572 operasyon düzenlenerek zehir tacirlerine aman verilmemiş,
98 bin 198 şüpheli gözaltına alınmış,
Bunların 8 bin 379'u tutuklanmış!
Yine son 120 günde,
Türkiye genelinde göçmen kaçakçılığına yönelik 2 bin 397 operasyon yapılmış,
Göçmen kaçakçılığı yapan 3 bin 975 kişi yakalanmış,
Bunların 1225'i tutuklanmış…

Bakar mısınız arkadaş,
Göçmen kaçakçılığı adeta bir meslek haline gelmiş!
"İtina ile kargo teslimi" gibi "adrese teslim insan kaçırılır" ilanı verecekler neredeyse…
Utanmasalar sertifikalı meslek grubu haline getirecekler!..
Son 120 günde,
Sadece İstanbul'da,
Bakınız, tüm Türkiye'de değil,
Sadece İstanbul'da 42 bin 257 düzensiz göçmen yakalanmış,
Bunların şimdilik 10 bin 642'si sınır dışı edilmiş,
Gerisi iade merkezlerine gönderilmiş.

Adam gösteriş yapmıyor,
Nara atmıyor,
Medyatize olma kaygısı çekmiyor,
Ona buna şuna laf yetiştirme telaşesinde hiç değil!
Sadece İç İşleri Bakanlığı yapıyor!

Hal böyle olunca,
Ali Yerlikaya'yı muhalefet bile tebrik ediyor.
Neden?
Şapkadan tavşan çıkartmaya çalışmayıp,
Sadece yapılması gerekeni yapıp, ihmal edileni ihmal etmediği için…
İfa ettiği için…
Nereden nereye değil mi…
Düne kadar muhalefetin en çok yerdiği bakan bir İçişleri Bakanı iken şimdi en çok övdüğü bakan yine bir İçişleri Bakanı…
Bence de, çok tebriki hak ediyor Ali Yerlikaya…


Tarih 15 Ekim
Hani şu demokrasi demokrasi diyen,
Hatta Erdoğan'ı tek adam diye suçlayan,
Seçimden öncenin "dedem", seçimden sonrasının ise "hâlâ mı burdasın dedem" hitaplısı Kılıçdaroğlu konuşuyor:
"Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışır hale getirirse kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım"
Partinin Grup Başkanı ve Genel Başkan adayı Özgür Özel cevap veriyor:
"Kurultay sonrası kapı önüne koymaları değil, ben baba evinin kapılarını açmayı vaat ediyorum…"
Özgür Özel bunu der de, yedi dönemdir partinin gedikli milletvekili Faik Öztrak durur mu;
"Genel Başkanımızın kastettiği parti disiplinidir. Bunu en iyi bilmesi gereken de Sayın Özel'dir…"

Vay anam vay…
Bozacı kim şıracı kim,
Değişen kim, değişilen kim, değiştiren kim, değişimci kim,
Kim kim kim…
Kiziroğlu Mustafa Bey,
Bir beyin oğlu,
Lâl Beyin oğlu,
Kılıçdaroğlu Kemal Bey…
CHP kongreye gidiyor ve parti karpuz gibi ikiye ayrılmış şekilde.
Kılıçdaroğlu'nun CHP'si, Özgür Özel'in CHP'si gibi…
Söz ve söylemler siyahla beyaz kadar zıt!
Peki biz kime inanalım?
Özgür Özel'e mi, Kılıçdaroğlu'na mı, İmamoğlu'na mı yoksa bu beylerin şıracılarına mı!..

Buradan söyleyeyim;
Yine Kılıçdaroğlu kazanır.
Neden?
Çünkü seçimlerde hep kaybedip, kurultaylarda hep kazanan başka bir lider yok!
Şaka şaka; sadece bu nedenden dolayı değil tabi…
Kılıçdaroğlu 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olmasını "ben bile engelleyemezdim" demişti.
Galiba şimdi de aynı sebep ve saikle yine-yeniden başkan seçilmesini engelleyemeyecektir!

Bu arada, Akşener, Sinan Aygün'le görüşüyor,
Görüşmeyle ilgili gazetecilere çok kızgın!
Şöyle diyor:
"Gazeteci arkadaşlardan izninizi almadığım için hepinizden özür diliyorum"
Gerçek bir özür değil haaaaa….
İroni mi yapıyor, sarkazm mı yapıyor yoksa hasss………… ulan mı diyor belli değil!
Hele bir de baş sallamalı beden dili yok mu; sanırsınız, seçimi gazeteciler kaybettirmiş!..

Buradan geriye dönüp bakınca,
Bu muhalefetten,
Yani altılı masadan, ben de dahil seçimi kazanabilme ihtimali olduğunu düşünenler ve hala umutvar diyenlerin şeye sürecek aklı yokmuş ve yok diyorum sadece…


İsrail Hamas'la savaşıyormuş!
Hadi oradan!..
Ne savaşı be…
Allah aşkına hayatını kaybedenler içinde bir tek Hamas'lı gören var mı!
Çoluk-çocuk, erkek-kadın, yaşlı-genç demeksizin bir halk katlediliyor sadece!...
Bir devletin terörü, cinayeti, soykırımı ve topyekûn imha girişimi var sadece!..
Bunun lamı cimi yok,
Resmen, ismen, cismen külliyen bir milletin yok edilişi!..
Gazze Sağlık Bakanlığı yetkilisi Enver Ataullah diyor ki:
Ulan Allahsızlar,
Gazze Hiroşima'ya döndü!
Daha ötesi var mı; sözün bittiği an değil mi!..
Ve üstelik bir hakimiyet oyunu oynanıyor,
Hem de, hepimiz bunun büyük bir oyun olduğunun farkındayız ama bu oyunun figüranı olmaktan azade kalamıyoruz!
Asıl acı olan da bu değil mi!..
OGÜNhaber