"Güneş Motel"ciliğe özenen Kılıçdaroğlu!..

Kılıçdaroğlu DEVA Parti'li ilçe başkanlarıyla gizlice bir araya gelmiş…
Ya arkadaş,
Bu adam Ecevit'in "Güneş Motel Operasyonu"nu mu kıskandı yoksam?..
Ama Ecevit'in ayarttığı vekiller, dönemin iki büyük partisinden birisi olan Adalet Partisi'nin seçilmiş 11 milletvekili idi.
Ve dengeleri değiştirmiş Ecevit'i iktidar yapmıştı!
Ama şimdi,
DEVA'lı ilçe başkanları ile görüşülüyor.
Ah, Dedem ah!
Bu yaptığın seviye düşürmekten başka ne olabilir ki?..
DEVA, DEVA deyince "O da ne ki?" diye iç geçirdiniz değil mi!
Yahu, parti parti!
Hani Ali Babacan var ya, onun başkanı olduğu parti…
Az bekleyin, açılımını da söyleyeceğim.
Dur dur!
Aklıma gelmedi ama dilimin ucunda, söyleyeceğim.
Olmadı en iyisi mi Gugıl amcaya bakayım ben:
Demokrasi ve Atılım Partisi imiş…
Neyse, konuya dönelim.
Kılıçdaroğlu'nun siyaseti yerinden oynatacak(!) bu atraksiyonu sonrası, ülkenin en kilit partisi(!) DEVA'dan 13 ilçe başkanı CHP'ye geçmek için istifa etmiş.
Bir de, istifa ederken bu 13'lünün sözcülüğünü yapan başkan ne demiş biliyor musunuz?
"İstanbul'da 20 bin DEVA Partili de istifa edecek…"
Vay anam vay!..
Yahu, muhterem!
Sen, galiba 200 diyecekken iki sıfırı fazladan koydun.
Sıfırlar konusunda ne kadar cömertsin öyle!
Tam 20 bin oy,
Saydın mı yoksa 20 bin oy senin cebinde mi be kardeşim de bu kadar üst perdeden sallıyorsun!
Kaldı ki saymaya kalk desen: "sen, ben, bir de bizim oğlan…" demekten öteye de geçemez.
"At yalanı, seveyim inananı." diyeceğim ama maalesef inanan var ki ve -Kılıçdaroğlu inanmış ki- sizlerle bu "stratejik görüşmeyi" yapmış!
Neden böyle dedim?
Çünkü istifa eden ilçe başkanlarının eşleri ve çocukları firesiz CHP'ye oy versin; söz veriyorum, bıyığımı keserim.
Nereden mi biliyorum?
14 Mayıs seçimlerinde DEVA Partisi adayları CHP listelerinden seçime girmiş ve 14 "DEVA"lı vekil seçilmişti.
O seçimde bırakın eş ve çocuklarını, bu vekillerin tekmili birden CHP'ye oy vermişse söz veriyorum : "izzet-i ikbal ile bab-ı hükümetten" çekileceğim.
Pardon "kalem-i siyasetten" çekileceğim.
İçinizden: "Hadi, len! Sen yazsan kaç yazar, yazmaktan vazgeçsen kaç yazar!" diye geçiriyor olabilirsiniz.
Olsun,
13 şerefli(!) DEVA'lı, devasız derde düşmüş CHP'ye, deva olacak diye transfer ediliyorsa, ben de bu lafları ederim arkadaş…
Acaba diyorum:
Kılıçdaroğlu, bu tarz-ı siyaseti "sıçtık bari iyice sıvayalım" diye mi yapıyor,
Yoksa seçim öncesinde bu kilit partiye(!) belediye başkanlığı sözü de vermişti ve "ben sözüne sadık adamım arkadaş" demek için mi yapıyor?
Anadolu'da, "Ne sıçtın elime, onu süreyim yüzüne." diye bir söz var.
Ben de merak ediyorum:
(Erdoğan'dan esinli bir hitapla söyleyecek olursam…)
—Ey Kılıçdaroğlu!
Bu parti,
Yani adı DEVA olan ama yaralı parmağa bile işemekten aciz bu parti, 14 Mayıs seçimlerinde CHP'ye kaç oy verdi de sen bugün kalkıp bu DEVA'dan em bekliyorsun?
Valla şaşıyorum.
Aslında en başta kendime şaşıyorum!
Hatta kendi aklımı şey edeyim!
Ne için?
Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere altılı masayı oluşturan partilerle ilgili siyasal ve sosyolojik analizler yaptığım için!
CHP'ye benzemeyen beş partinin birbirine yaklaşıp, yeni bir siyasal zemin örneği oluşturabileceklerine ihtimal verdiğim için!
Kifayetsiz muhteris-silik ve omurgasız kimi sağ muhafazakarların takiyeyi bırakıp "gerçekten samimi" davrandıklarına dair tespitlerde bulunduğum için!..

Ulan! Utanmazlar sıkılmazlar,
Bizi boşverin; bari eşlerinizden, çocuklarınızdan utanın!
Demokrasi ve ortak akıl nutukları atıyor, ev ziyaretleri yapıyordunuz!
Sizler Kılıçdaroğlu'nun mutfağında çay reveransları yaparken eşleriniz salonda muhabbet tebessümleri atıyordu…
Şimdiyse birbirinizi kancalıyor,
Bir diğerinize "Yazıklar olsun!" diyor.
Samimiyetsizlik ve sinsilikte neleri becermiş olduğunuzu iftiharla sunuyor,
Ve, kirli çamaşırlarınızı ortalığa saçıyorsunuz!
Vay anam vay!..

Kimseye bir sözüm yok,
Sadece bir özrüm var!
Ben var ya ben, bunlarda siyasal bir ümit ışığı olduğunu düşünen kendi aklıma tüküreyim!
Ulan, var ya!
Hiçbir şeye yanmıyorum da bu milletin yüzde ellisinin inancının şeyini şey ettiniz ya, işte ona yanıyorum!
Yiyin ulan yiyin,
Birbirinizi yiyin!..
Kurultay yapacaklarmış…
Sevsinler sizi, e mi!..
Bir değil bin kurultay yapsanız kaç yazar ki?
Atı alan çoktaaaann Üsküdar'ı geçti…
Bu kadar mı?
Elbet değil!
Diyor ki Kılıçdaroğlu:
"Partiyi bilgili, birikimli, iyi bir sosyal demokrata devredeceğim…"
Sayın "Dedem!"
Bilgili, birikimli birini tespit etmek için belli bir bilgi ve birikime sahip olmak gerekmez mi?
İkincisi:
"İyi bir sosyal demokrat" diyebilmek için, diyen kişinin iyi bir sosyal demokrat olması lazım değil mi?
Peki, bu ikisi veya ikisinden biri sende var mı?
Bari bu tarifi vermeseydin…
Tüm olan ve yaşananlara rağmen, bir de "Barış içinde bir kurultay yapacağız." demesi yok mu? Valla, çok güldüm.
He yav; he, he!..
Evet,
Gördük gördük; daha dün, il kongrelerinizde yaşanan yumruklu barışı ve genel başkan adayını bile konuşturmayan barış ortamınızı yakinen gördük!


Maliye Bakanı Mehmet Şimşek demiş ki:
"Çalışanı enflasyona ezdirmeyeceğiz…"
Ba ba ba…
Öyle diyorsan öyledir aga…
Ama bir şartla:
"Ezdirmek" kelimesinin anlamına dair TDK'de bir değişiklik yaparsan…
Bir de ne diyormuş Sayın Şimşek;
"Alım gücünün korunması refahın ön koşulu…"
Ama hangi refahın ön koşulu?
Refah Partisinin mi, yoksa Refah sınır kapısının mı yahut da Refahiye ilçesinin mi?..
Veya kimin refahının?..
Refahlı rüya bile göremeyen refahsızların refahının mı yoksa refahına refah katan müreffeh azınlığın refahının mı ön koşulu?..


"Yeni Dünya Düzeni" kuruluyormuş…
Ulan!
Eski düzeninizden ne gördük ki, yeni düzeninizden bir fayda görelim…
Bebekleri katleden,
Açlığa açlık katan,
Sefaleti önceleyen,
Katliama meşru müdafaa diyen,
İsrail'e soykırım yolu açan,
İnsanı öne sürüp insansızlığı hedefleyen "Yeni Dünya Düzeni"nize sıçayım!
Eskisinde beterdiniz, yenisinde beterin beterisiniz!
OGÜNhaber