Ey Adem’in kızları ve oğulları!

Türkiye Siyaseti…
Bugün ayağa düşmedi…
Muhafazkar-Seküler, Milliyetçi-Kürtçü, Sağcı-Solcu parti fark etmeksizin; her devirde ayağa düşmüş bir arena idi.
Para… Kadın… Mafya… Yalakalık…
Bu dört unsur;
Bugün de olduğu gibi her devirde Türk Siyasetinin en geçer akçesiydi.
Bundan sonra da zerre miskal değişen bir şey olmayacak…

Bugün,
İktidarın ileri sürdüğü iddialar:
- Ülkenin tek sorunu CHP…
- Bu CHP kirli,
- Bu CHP yolsuz,
- Bu CHP’nin finansmanı illegal,
- Bu CHP zampara…


La’olum; bi’susun lan!..
Eğer,
Bir parti diğer bir partiye çamur atacaksa; her şeyi diyebilir ama bunları asla dememeli ve de di-ye-mez!
Dinine yandığımın memleketinde,
Başta AKP olmak üzere sanki tüm diğer partiler sütten çıkmış ak kaşık ama bir tek CHP’nin kaşığı kara, çorbası haram, siyasetçisi zampara…
Bırakın bu ayakları kardeşim!
Bu ülkenin hangi partisinde, gündüzleri Maria Magdelana’yı “fahişe” diye taşlayıp geceleri onunla sevişme hayali kuran Özkan Yalım benzeri adamcıklardan yok!
Şuna bakın ya; memleket yanıyor, ahali perişan ama siyaset kurumu “aşna-fişne” peşinde!
“Özkan Yalım şunu demiş, üçüncü ek itiraf vermiş, Ağbaba’ya muhabbet tellallığı etmiş, Özgür Özel’e para vermis miş…”

Böyle adamlar,

Önemli olmak, adından söz ettirmek ve hatta malına mal katmak için malının bir kısmını feda etmekten asla imtina etmezler.
Neticede,
Kaz gelecekse, bir ördeği neden esirgesin ki…
Bunlar,
Parti üst kademesiyle bol bol fotoğraf çektirirler.
Parti karar vericileri bir şey yapılsın dese; taklacı güvercin gibi “ben yaparım efendim” diye öne atılırlar.
Görünür şekilde ikramcılığı, hediye vermeyi ve parmakla gösterilen olmayı severler.
Ama,
Bu tür adamlar,
Kritik bir an gelince, ipliği pazara çıkartıp eteğindekini ortalığa saçmaktan ve gözünü kırpmadan satmaktan imtina etmezler!
Bunların mahremiyet algısı ve omurgası zoru görene kadardır.
Malına-mülküne çökülüp “höd lan! Beri dur!” denilince,
Ve,
Hele bir de bu hödleme savcılık marifetiyle yapılınca, mahremiyeti ifşa etmekle kalmadıkları gibi; ballandıra ballandıra ve bire bin katarak anlatırlar…

Adama bakar mısınız ya;
“Veli Ağbaba bana muhabbet tellallığı yaptırdı” diyerek; iftiharla kendini “şey” yerine koyabiliyor.
Bunu derken de;
Belki sadece televizyonda veya uzaktan gördüğü kadınların adını iktidar medyasının “aşna-fişne” sayfasına yazdırmaktan hicap etmiyor!

Evet, ben de katılıyorum;
Özgür Özel,
Böyle birinin bir bardak suyunu bile içtiği için hata etmiş,
CHP,
Böyle birini belediye başkanı yaparak büyük yanlış yapmış,
CHP yönetimi,
Böyle birinin katkılarını kabul ederek şerefsize paye vermiş…
Ne dense doğrudur…

Ama arkadaş;
Siyasetin ayağa düşmüşlüğü her devirde vardı lakin ben bu kadar arsızcalığını ne gördüm ne de duydum!
Ya aklınız alıyor mu;
25 senedir iktidar olan bir parti, “Özgür Özel’in karısına fi tarihinde bir çanta hediye etmiştim” diyecek kadar müptezelleşebilen bir adamın iddia, itiraf veya iftirasına sarılarak; rakibini küçültmeye çalışıyor veya küçültebileceğini sanabiliyor!
Eğer,
Bu iktidar, “ben büyüyemiyorum bari rakibi küçülteyim” politikasına sarılarak Yandaş Medya yapımı Özkan Yalım imzalı filmlerden, “Pek Yakında Gösterimde” diyerek medet umar hale gelmişse; vay ki vay…
Ne CHP’yi küçültebilir ne de kendi küçülmesini durdurabilir!
Bir de, Bu Özkan’ın salladığı, iktidarın sarmaladığı iddialara bir bakın ya!..
“200 bin lirayı evinin duvarından içeri attım. 1 milyon lirayı da dıdının dıdsındaki mavi çantaya koydum.”
Ulan ebleh ve omurgasız!
Bari,
Geçmişte Özgür Özel’le bir yemek yemişliğiniz olduysa ve hesabı da sen ödediysen; adamın lokmalarını da sayıp; iftiranamene onu da ekleseydin!
Bahsedilen miktara bakın ya; 14 tapu değil, milyonlarca dolar değil, 50-100 milyon lira falan da değil;  önü-arkası, altı-üstü 1 milyon 200 bin lira…
Eminim, AKP’li siyasetçiler ve iktidar profesyonelleri rakamın cücüklüğüne bakıp bakıp kikirdiyorlardır…
Bi’şey söyleyim mi;
Vallahi Özgür Özel’e sempati duyacağım hiç aklıma gelmezdi ama bugün adama isnat edilenleri duyunca; “lan böyle siyasetçiler de kalmış mı” diyerek daha çok saygı ve sempati duymaya başladım!

İktidar Profesyonellerine dostane bir uyarı:
CHP’nin ağır topları ve büyük başlarına dönük iddia ve hamleleriniz sonuç vermeyince “Küçük CHP’nin” iş ve işlemlerine fokuslanarak “yiyişme konulu” saldırı politikasına yöneldiniz ya; emin olun bu politika elinizde patlayacaktır.
İki sebepten:
Birincisi;
Ahali, al birini vur ötekine misali tüm partilerin aynı şeyin laciverti olduğunu iyi biliyor.

İkincisi ve en önemlisi;
Sebep olduğunuz fakr-u zaruret yüzünden ahali bir yerlerini sadece çişi gelince hatırlarken,
Sen kalkıp, “falanca CHP’li, filancanın şeyini şey etmiş” veya “feşmekanca CHP’li, aracını falanca kadının garajına park etmiş” şeklinde bel altı vuruşlarla yol açtığınız sefaleti örtmeye çalışırsanız; bu politika, ahalinin umurunda bile olmaz!
Misal:
Yıl-1998… Clinton’un ikinci döneminin birinci yılı…
Monica Lewinsky skandalı…
Hem de,
Erotizmin dorukları bir skandal…
Clinton’un halk onayı düştü mü?
Bilakis,
Yüzde 70’ler düzeyine çıktı.
Peki neden?
Ekonomi şahane gerisi bahane…

Şimdi,
Hemen “onlar gavur biz Müslüman; onlar ahlaksız biz ahlakın taa kendisiyiz” gibi laflar edeceksiniz biliyorum…
Sakın ha sakın!
Yoksa,
ATV Kanalının Akşam Kuşağı programcısı Müge Anlı, ağzınıza papucu yapıştırır:
“Ne ala memleket ya!
Allah’tan sağlık, devletten çocuk parası…
Spermlerini saça saça dolaşıyo…”

Ezcümle:
Başta iktidar olmak üzere,
Tüm parti ve siyasetçilere bir kıyak geçip “bir girizgâh, iki gerçek ve bir tespitimi” söyleyeceğim.
Bunu göz ardı eden hangi siyaset veya siyasetçi olursa olsun; ne ayakta kalabilir ne de ayağa kalkabilir.

Girizgâh gerçek,
Gerçek acı,
Tespit ise daha acı…

Girizgâh:
Musevilik, Hristiyanlık, İslamiyet…
Bu üç dine göre; Hz. Adem’in cennetten kovulma nedeni yasak meyveden yemesidir.
Yani, hangi eylem nedeniyle?
Yeme eylemi…
Biz insanlar,
Yani, Adem’in kızları ve oğulları…
O günden bugüne değişmeyen/daimi/fiks tarife ne?
Yeme-İçme-Boşaltım…
Peki, yakın gelecekte bu üçlemenin değişme ihtimali var mı?
Var diyen beri gele…

Girizgâh sonrası işte size iki acı gerçek:

1-Ahaliye ne yapacaksan yap ama sakın elini cebine sokmaya kalkma!
2-Ahalinin aklıyla dalga geç, dini duygularını sömür veya hulfü’l vaad et
Ama,
Asla ekmeğine farelik etme. Önünde-sonunda kapana girersin!

Şimdi De Acı Tespit:
İktidara gelene kadar; halkın feraseti,
İktidara gelince; halk balık hafızalı…
Acaba,
Halk mı balık hafızalı yoksa halkın ferasetiyle iktidara geldiğini unutanlar mı alık hafızalı?
Asla unutulmamalı ki;
Aslında,
Balık, unutkan olduğundan değil; umutvar olduğundan tekrar tekrar oltaya gelir.
Ya umudu keserse?
Ya Kabil, Habil’i öldürür; Ya iktidar kendi çocuklarını yer…

OGÜNhaber