Cindoruk… Allah rahmet eylesin…
Cenaze merasimi…
Gündem şu:
“Cenazede Kılıçdaroğlu Özgür Özel’i görmezden geldi, tokalaşmadı…”
Özgür Özel…
Gecesini gündüzüne katan ve her türlü faule rağmen arenada mücadeleye devam eden adam...
Kılıçdaroğlu…
Kin ve ihtirasın esiri, karakteri yitik, kendisi bitik ve siyasi hasmından himmet bekleyen bir zavallı…
Böyle bir adam,
Özgür Özel’le tokalaşsa ne tokalaşmasa ne…
Medyanın bu konuyu gündem etmesini,
Ve,
Özgür Özel’e sormasını geçtim...
Ama,
Asıl anlam veremediğim,
Özgür Özel’in bu kadar anlamsız bir adamla ilgili soruları muhatap alıp; anlamlı cümleler kurmaya çalışmasıdır.
Halbuki,
Vereceği tek anlamlı cevap,
“…öyle mi olmuş? …galiba anlamı olmayan kişi ve konulara ehemmiyet vermediğim için, sizin fark ettiğiniz durum benim gözümden kaçmış…” olmalıydı…
Siyaset sahasında görmek istediğimiz zarif tavırlar:
Vefa ve siyasi nezaket…
Ama ama ama…
Vefa vefalıya, nezaket nezaket sahibine gösterilir.
Vefası cefa, nezaketi rezalet olmuş ve tahammül mülkünü yıkmış birine mütehammil olmak gayretkeş yoldaşlara haksızlık anlamına gelir…
*****************
CHP Perperişan Mı?
Erdoğan:
“Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyiz” diye övünen CHP’nin, mevcut yönetim altında düşürüldüğü bu perperişan hallerden biz ülkemiz siyaseti adına üzüntü duyuyoruz.
Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz."
Benim yorumum:
Tam iki sene önce… Mart-2024 seçimlerinde…
“Perperişan” denilen parti, “mevcut yönetim altında” Erdoğan’ın partisini geçip birinci olmuş bir parti.
Nasıl bir perperişanlıksa; hala da birinci parti…
Keşke 2023 seçimlerinde de böyle perperişan olsaymış…
Bazı başka yorumlar:
“Erdoğan,
Aslında önümüzdeki günlerde CHP’nin perperişan edileceğini,
Hatta
Kapatılabileceğini ve farklı bir muhalefet oluşturulacağını ima ediyor…”
Bu yorumlara yorumum:
Maalesef bu yorumlar doğru çıkabilir;
—İmamoğlu davası uzatılabilir,
—CHP kapatılabilir,
—Bursa ve bazı ilçe belediyeleri gibi, CHP’nin diğer bütün belediyelerine de el konulabilir,
—Ankara il başkanı gibi, CHP’nin diğer il başkanları da tutuklanabilir,
—İmamoğlu gibi, Mansur Yavaş da gözaltına alınıp tutuklanabilir.
—Hülasa,
Cebren ve hile ile yahut da yargı eliyle CHP’nin bütün kaleleri zapt edilip, bütün belediyeleri AKP’nin eline geçip, bütün teşkilatları dağıtılıp ve CHP’nin kurumsal yapısı bilfiil karıştırılmış olabilir…
Mümkündür,
Ama,
Tam bu noktada iktidar sahiplerine sorularım var:
Peki,
Ya, CHP’yi birinci parti yapan 17 buçuk milyon seçmen?
Onlar da “perperişan” edilebilecek mi?
Ne olacak?..
Yani 17 buçuk milyon seçmenin seçmenliği mi düşürülecek yoksa vatandaşlıktan mı çıkartılacak?
Ya da,
AKP ve MHP’ye oy veren 18 buçuk milyon seçmenin verdiği her oy iki oy, AKP ve MHP’ye oy vermeyen 28 milyon seçmenin verdiği her oy geçersiz oy mu sayılacak?
Sayın Cumhurbaşkanımız!
Siyaseten bile bir anlam veremiyorum:
Sen böyle değildin sonradan oldun,
Bu büyük siyasi basiretsizlik kargosunu nereden aldın!
Bir zamanlar,
Açılan her faslı halledip kapatmana rağmen Avrupa Birliği kapılarını bir türlü açmıyordu.
Çok kızmış ve şöyle demiştiniz:
“Keyfiniz bilir, çok da umurumda!
Biz de, Kopenhag Kriterlerini Ankara Kriterleri yapar yolumuza devam ederiz…”
Emin olun;
CHP de, bugün tıpkı sizin dediğiniz deyip, yaptığınızı yapacak,
Ve,
“CHP’nin adını HP yapar, MP yapar ve yolumuza devam ederiz” diyecektir.
Üstelik,
Hem daha da güçlenerek ve hem de çürük elmaları temizleyip safları sıklaştırarak…
Hatırlatmak istiyorum:
Bir zamanlar meydanlarda/kürsülerde o davudî sesinizle,
“Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır ,
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır” derdiniz…
Ama bugün,
“Halka hizmet Hakka hizmettir” düsturundaki halkın oy verdiği CHP’ye, gün batırmaktan/gününü göstermekten ve yanıp kül olacaklarından bahsediyorsunuz.
Bence bir şeyi unutuyorsunuz:
Bu halk,
Dün siz yandığınızda, külünüzden nasıl Rumeli hisarını yaptı ve burçlara sancağınızı astıysa;
Söylemek zorundayım ki,
Bugün de,
CHP’nin külünden Anadolu hisarını aynen öyle yapar ve burçlara da sancağını asar…
İşin aslı neymiş efendim;
Sakın kader deme; kaderin üstünde bir kader vardır…
Veee,
Kaderin sahibi Allah’tır!
Yücelerin yücesi o Allah ise; bir kesime değil herkese Allah’tır!
Ezcümle demem o ki:
Anlamsız eylemler… Dar düşünceler, dar görüşler…
Durmak yok vurmaya devam; çok güzel hareketler bunlar…
Anlam kaybının itibar kaybına dönüşmesi bu olsa gerek…
Benden söylemesi;
İktidar olarak yaptıklarınız ve yapacaklarınızla muhalefeti bitirmiyor; Aksine ,
Daha da güçlendiriyor,
Ve,
Muhalefete yaptığınız en kirli muhalefetle hem muhalefeti aklıyor, hem de kendi topuğunuza sıkıyorsunuz!
***************
Yanlış Kıyas
Muhalif siyasetçiler,
Muhalif gazeteci, yazar ve yorumcular…
Sürekli,
Muhalif belediyelerin soruşturma ve mahkemelerle cezalandırılmasına karşın, iktidar belediyelerinin zengin günah galerisini hatırlatıp; “neden sadece muhalif belediyeler” diye isyansal yorum yapıyorlar.
Anlamsız,
Ve ,
Boşu boşuna…
Yahu,
İktidarın haramının helal, muhalefetin helalinin haram sayıldığı bir ortamda,
Adaletten bahsetmenin anlamsızlığını hala anlamadınız mı?
*****************
Bi’Miktar
İyimser ancak temkinli… Azalan fiyat katılığı… Dezenflasyon patikası… Dengelenme süreci…
Merkez Bankası Başkanı…
Ne zaman ki bu kavramları kullanıyor; işte o zaman “eyvah eyvah/işte şimdi s.çtık” demekten kendimi alamıyorum.
Büyümede bi’miktar azalma… Enflasyonda bi’miktar yükselme… Cari açıkta bi’miktar artış… Döviz rezervinde bi’miktar azalış…
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek…
Ne zaman ki “bi’miktarist” konuşmalarla ekonomiyi anlatıyor; işte o zaman “eyvah eyvah/işte şimdi sıvamaya başladık” diyor,
Ve,
Bırakın dezenflasyon patikasını; en enflasyonlu ayak yolunda zaten bir yerlerimize girmiş olan enflasyonun, daha bir kanırtmaya başlayacağını anlıyorum…
Eşofmanlı Şevket Hoca’ya sorular:
Hocam!
-Bi’miktar hamile kalsam, hamiline çek mi yazmış olurum?
–Bi’miktar su içsem orucuma halel gelmiş olur mu?
–Bi’miktar rüşvet yesem rüştümü ispat mı etmiş olurum?
–Bi’miktar diye diye bi’miktarsız ahaliye, bila miktar küfredene bi’miktar küfür etsem küfürbaz olur muyum ve bi’miktar mahkemede, miktarsız mahkumiyete maruz kalır mıyım?
Günün Sözü
Bir ülkede, et yiyebilir olmak zenginlik ölçütü haline gelmişse; o ülke ekonomisine mevlüt okunuyor demektir.