​'Ne Düşünür' veya 'Ne Hissederdiniz?'

Bölgede 2015 sonrasında yaşananlar ise akla ziyan uygulamaların pervasızca yürürlükte olduğunu gözler önüne sermektedir.  

Bir anlık Doğu Türkistan'da yaşadığınızı farz edin ve aşağıda genel hatlarıyla ortaya koymaya çalıştığımız hususlara muhatap olduğunuzu düşünün. Yazının sonunda da şayet Doğu Türkistan'da yaşamış olsaydınız ne düşünür veya hissederdiniz sorusunu kendinize sormanızı istirham ederim. 



Doğu Türkistan'da sırf devlet memuru, Komünist parti mensubu veya öğrenci olanların oruç tutması yasaktır.

Doğu Türkistan'da oruç tutup tutmadığınızı öğrenmek için okula gittiğinizde elinize bir şişe su verilip içip içmediğiniz takip edilir.

Doğu Türkistan'da bir lokanta işletiyorsanız veya yemek hizmeti veren bir şirketiniz varsa faaliyetlerinizin Ramazan ayında sürdürmeniz zorunludur.   

Doğu Türkistan'da bir eğitim kurumunuz varsa, Ramazan ayında öğrencilerinizin oruç tutmamaları, camiye gitmemeleri ve dini faaliyetlere katılmamaları gerekmektedir. 

Doğu Türkistan'da Ramazan ayına has dinî faaliyetlere katılmanız yasaktır.

Doğu Türkistan'da yaşayan 50 yaşından küçük Müslüman bir erkeğin sakal bırakması yasaktır.

Doğu Türkistan'da camiye giriş ve çıkışlarınız kontrol edilir ve dini eğitim faaliyetleriniz sıkı takibe uğrar. 



Çin merkezi hükümetinin yürürlüğe soktuğu "terörle mücadele yasası" kapsamında Doğu Türkistan'da geniş güvenlik önlemlerini gözlerinizle görürsünüz ve bu türden yasaklayıcı uygulamalara maruz kalırsınız.

Ramazan ayında sırf oruç tuttuğunuz için işten çıkarılırsınız veya tutuklanırsınız.

Oruç tuttuğunuz için fişlenirsiniz.

Her türlü dini ibadetiniz potansiyel suç kapsamında değerlendirilir.

Evinizde keyfi olarak aramalar yapılır, bulundurduğunuz Kur'an-i Kerimler toplatılır, dahası elektronik cihazlarınız kontrol edilir, dini içerikli bir materyal bulunması durumunda bunlardan dolayı hapse atılır veya sözde eğitim kamplarına gönderilebilirsiniz. 

Sırf namaz kıldığınız veya oruç tuttuğunuz için sözde eğitim kamplarına tıkılabilirsiniz.

Sırf Müslümansınız diye Komünist parti mensuplarını evinizde misafir etmek zorunda bırakılırsınız, itiraz etmeyi bırakın, evinize yerleştirilen istihbarat elemanlarına güler yüz göstermediğiniz için hapse atılabilir veya sözde eğitim kamplarına tıkılabilirsiniz. 



Dindar olmak, geleneksel milli kıyafetler giymek, Kur'an veya sair dini metinler bulundurmak, evde cemaatle namaz kılmak, camiye gitmek, çocuklara İslamî bilgileri öğretmek gibi en temel insani haklarınız Doğu Türkistan'da yaşıyorsanız yasaklanmış veya
sıkı takibe takılmış demektedir.

Dini bir özelliğiniz veya yaşantınız sizi "radikal dini şüpheli kişi" yapar. 

Doğu Türkistan'da öğrenci olsaydınız ve oruç tutmanızın yasaklanması beden sağlığınızın korunmasına bağlanır ve siz bu duruma ses çıkaramazdınız. 

Mesela okulunuza asılan resmi yazıda “Öğretmenler hiçbir dini aktiviteye katılamaz ve öğrencilerini herhangi bir dini aktiviteye katılmaya teşvik edemez” ifadeleriyle karşılaşabilirsiniz. 

Öğretmenlerinizin, öğrencilerin camiye girmesini engellemek için cami kapılarında nöbet tutmaya zorlandığını görebilirsiniz veya radyo ve televizyon programlarında Komünist Parti idarecilerinin oruç tutulmasının nasıl engelleneceğine dair programlar
yaptığına şahit olabilirsiniz.



Oruç tutup tutmadığınızı öğrenmek için devlet yetkililerinin bedava yemek ve içecek dağıtmalarına bir Ramazan ayında muhatap olabilirsiniz.

Sizi yönetenlerin en büyük tehdit olarak dininizi ve milli kimliğini gördüklerini gözünüzün içine hem de her gün soktuğuna şahit olabilirsiniz.

Mesela size "evinizde sadece üç bıçak bulundurulabilirsiniz" denilebilir, dini nikah kıydırmanıza hiçbir şekilde müsaade edilmez veya kıydıranların hemen tutuklandığına şahit olabilirsiniz.  

Doğu Türkistan'da yaşasaydınız ve yıllardır gittiğiniz caminizin bir sabah buldozerler tarafından yerle bir edildiğini görebilirsiniz.

Dini ilimlerin öğretilmesi ve öğrenilmesi de yasaklı listelerinin en başında bulunmakta ve siz bu yasaklara uymak mecburiyetinde kalabilirsiniz. 

"Dini Aşırılıklarla Savaş ve Yok Etme Yönetmeliği" ile dini hayatı tamamen ortadan kaldırması uygulamalarına muhatap olabilirsiniz. 



Bir Müslüman olarak size; “Aşırı dinci fikir ve düşüncelerin etkisi altında kalmak dini içerikli vaaz ve tebliğler dinlemek, dini içerikli eylem ve faaliyetlerin vatandaşların günlük  hayat alanına sokulması ve müdahalesi kesin olarak dini aşırılık kapsamındadır ve bunun cezası da bu çerçevede ele alınacaktır” denilebilir.

Doğu Türkistan'da yemekten önce besmele çekmek, sonrasında dua etmek yasaklanmış durumdadır. Yine bu yasa ile belirlenen 29 dini ve milli isim de yasaklılar listesinde yerini almış durumdadır.  Mesela Cihat, Medine, Muhammed, Hatice, Ayşe,
Türkşad, Türkzade, Kültigin gibi dini ve milli isimleri çocuklarınıza veremezsiniz.

Yaşadığınız öz vatanınızda dini ve milli bayramlarınızı yasaklayan despot Çin idaresinin, kendi milli bayramlarına katılmayı zorunlu kılmasına muhatap olabilirsiniz.

Sahurlarda evlerin kontrol edildiğini, ışıkları yanan evlerin oruç tuttukları düşünülerek der-dest edilmelerine şahit olabilirsiniz. Fark edilmemek için ya sahura kalkmadan veya kalkarsanız da karanlıkta sahur yapmak durumunda kalabilirsiniz.

Türkiye ve Mısır başta olmak üzere ilahiyat okuyan Doğu Türkistanlı gençler Çin'e geri çağrılmakta, gidenlerin akıbetlerinden ise haber alınamamaktadır.

Doğu Türkistan'da, yabancılara dahi otellerde sahur ve iftar  yapılmamakta, namaz kılmak yasaklanmış durumdadır

Aslında Çin'in Doğu Türkistan'da İslam'a ve Türklüğe savaş açtığını bu uygulamalardan görmek mümkündür. 



Sevgili okurlar, Doğu Türkistan'da bu yazılanların kat be kat fazlasının her Ramazan yaşandığını bilmenizi isterim. Yazının başında sorduğum soruyu tekrar ederek bitirelim: Bu yaşananlara bir Müslüman-Türk evladı olarak muhatap olsaydık acaba ne
düşünür ne hissederdik? Cevabı siz değerli okurların hakkıyla vereceğine inancım tamdır. Ramazanınız hayır, iftarınız bereketli, sahurunuz makbul olsun.

OGÜNhaber