Sadi Şirazi’den; Rum Sultanı ve Bilge…

“Düşmana karşı koyacak gücüm yok.
Şu kaleyle şu şehirden başka mülküm kalmadı.
Çocuklarıma güzel bir miras bırakmak isterdim.

Gör ki soysuz düşman ve yaptığım hatalar bende mecal bırakmadı.
Bir çare düşünmeli, bir şeyler yapmalıyım.
Aksi takdirde kahrımdan öleceğim.”


Bilge, bu yakarışlara karşılık Sultan’a kızarak şunları söylemiş;

“Boş yere ağlama Sultanım.
Aklınla gönlünden geçene ağlamak lazım.
Bak şu haline; ömrünün çoğu geçip, gitti bile.
Mülkün, ömrünün geri kalanı için yeterlidir.

Öldükten sonra, yerine geçecek olandan sana ne...!
Bırak o, kendini düşünsün.

Her şeyi bırakıp ölmek yok mu kaderde?
O halde cihanı ele geçireceğim diye bu hırs, bu kılıç, bu cenk niye?

Geçirdin diyelim; bu kez de onu savunmak için kendini yıpratacak ve sonunda bırakıp bu dünyadan ayrılmayacak mısın…?

Değer mi sence, bunca zahmete?

İran şahlarından Feridun’u, Dahhak’ı, Cem’i örnek al; acaba şimdi hangisi hayattadır?

Ebedi mülk ve saltanat ancak Allah’ındır.

Üç beş günlük dünyaya bu denli meyletme.
Ahiretini düşün ve ona göre tedbirli ol.

Hangi sultanın malı-mülkü, altın-gümüşü, parası-akçesi geride kaldı?
Tabi ki hiçbirinin...

Ama; hayır-hasenat ve adalet işleri farklı.
Ardında hayırlı eserler bırakırsan şayet, güzel adın daima hayırla anılır, ruhuna Fatiha’lar okunur.

İyi insanların bedenleri çürüse de adları ebediyete kadar yaşar gider.

Sultanım, kerem ağacı dikip, yetiştirmeye gayret et.

Küçüklere, acizlere, senden olmayanlara, kısaca halkına; zorbalık etme!

Çünkü dünya bir kararda kalmaz; bugün zorbasın, yarın düşkün.

Zayıfın kolunu bükme, sonradan güç kazanacak olursa bunu sana pahalıya ödetir.
İlk fırsatta ananı ağlatır.

Kimseyi kandırma, ayağını kaydırma.
Düşersen kaldıranın olmaz zira.
Yadında mı doğduğun anlar,
Sen ağlardın, gülerdi alem.

Öyle bir ömür sür ki; mevtin
Olsun sana hande, halka matem…”


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
OGÜNhaber