Nisan'dan sonra huzur mu, yoksa daha beteri mi..!

Erişim, ulaşım, iletişim kolaylaşmıştı.
Tek tuş, her şeye yetiyordu.
Dünya bu hale kendiliğinden gelmedi.
Tesadüfen ve spontane şekilde, bugünlere gelinmedi.
Güç vardı, güçler vardı…
Ve bir planla bu noktaya geldi/getirildi.

Peki o büyük "küresel köy" dünya, şimdi ne halde.?
Geçen seneki gibi mi..
Yoksa iki yıl önceki gibi mi..!
Ne acıdır ki; dünya şuanda küresel yarı açık cezaevi gibi…
İnsanlar evinden çıkmaya korkar halde,
Sokaklar bomboş.
Ülkeden ülkeye gidişler durmuş,
İletişim sadece soyut ve sanal.
Lider görüşmeleri bile ekrandan ekrana…
Savaşlar,
İç çatışmalar,
Sokak hareketleri var.
Yaptırımlar, ambargolar siyasi müdahaleler, darbe girişimleri…
Devletten devlete her türlü kirli, bulanık ve sinsi "eller" devrede.
Devletleri aşan güçler ülkeleri "devletçik"leştiriyor.
Ama bu da yetmedi.
Bence yetinilmedi.
Bir "Virüs" devreye girdi.
Devletleri, kıtaları, güçleri aşan bir güç oldu ve hükmetmeye başladı.
Verdiği korku ve ürküntü biyolojik etkisinden daha etkili oldu/oluyor.
Okullar kapanıyor,
Maçlar iptal ediliyor,
Toplu ve birliktelik arzeden her şey bitiriliyor.
Yapmacık veya geleneksel el sıkmalar bile sonlandı.

Asıl can alıcı soru;
Felaket ve musibetlerin sonunda mıyız.?
"Virüs" bela ve tehlikesi bitince; sorun bitecek ve dünya rutine dönecek mi.?
Evet demeyi çok isterdim.
Ama ne yazık ki "hayır" demek zorundayım.
Belki ümitsizlik dillendiriyorum,
Yok mu hiç iyi bir şey, diyorsunuz.
Ama maalesef "turpun büyüğü heybede" ve dünya Nisan'la birlikte daha beter gelişmelere gebe.
Eğer Küresel Hakimiyet Savaşçısı ikili güç Nisan başında uzlaşıya varamazsa,
Ki, pek sanmıyorum.
Bizi daha büyük tehlikeler ve sıkıntılar bekliyor.
Artı Virüs mutasyona uğrayıp daha tehlikeli bir boyut mu kazanır,
Yoksa yeni biyolojik veya nükleer-kimyasal silah ve kozlar sahaya mı sürülür; onu bilemem.
Ama Koronavirüs'le yaşadığımız bugünleri mumla ararız.
Hele yeni yüzyıl inşası için yapılan Küresel Hakimiyet Savaşı 2025'lere kadar sürecek olursa; seyreyleyin gümbürtüyü.
İşte o zaman toplu ölümler, bölünen-parçalanan ve kendini yönetemeyip, vesayet altına giren devletçikler dönemi başlar.
Emin olun ki; ne ABD bugünün Amerika'sı gibi kalır,
Ne Rusya,
Ne Çin,
Ve ne de Avrupa…
Küresel dengeler öyle bir sarsılır ki; yeni, yepyeni güçler, bambaşka kuvvetler ve umulmadık coğrafyalar öne çıkar.

Dünya "hidrokarbon" çağına giremedikçe doğum sancıları daha da artıyor ve artacak gibi…
Savaşın tarafları acımasızlaşıyor.
Geçen yılın ikinci yarısında yazılarımda sıkılıkla parmak basmıştım.
Dünya'nın ve özelde Türkiye'nin 2020'ye büyük sıkıntılarla gireceğini söylemiştim.
"Akîl"ler ve karşı cephenin anlaşamamasının bedelini tüm dünyanın ödeyeceğini dile getirmiştim.
İşte buyurun; bakın dünyaya..!
Tarihin sonu sanki…
Ama bir türlü "son"lanma  olmuyor ve "yeni bir başlangıç" gerçekleşmiyor.
Küresel bir "fetret" yaşanıyor ve uzadıkça uzuyor.
Fil’ler tepişiyor ve ne acıdır ki "çim"ler ezilmeye, kurumaya ve hatta ölmeye devam ediyor.
Demiştim; "dünyanın herhangi bir yerinde olan herhangi bir olay, kendiliğinden ve  tesadüfen olmuyor ve olmayacaktır. Her şey bir şeyle ve her şey Küresel Hakimiyet Savaşıyla ilgili ve ilintilidir" diye.
Kehanette bulunmuyorum.
Bildiklerim, duyduklarım ve okumalarım beni böyle düşündürttü ve düşündürtüyor.
Dünya adeta iptidai ve ilkel döneme geri dönüyor…
Ölümcüllüğü bile tartışılan bir "virüs" insanları içe kapanmaya, eve hapsolmaya ve gıda depolamaya yöneltiyor ise; daha beter bir hayati riskin neler yaşatacağını, varın siz düşünün.

Üzgünüm ve söylemek zorundayım ki; maalesef o noktaya doğru gidiyoruz.
Gözü dönmüş Küresel Taraflar, durmuyor,
Durmayacak da…
Ve eğer yukarıda bahsettiğim "uzlaşı" tesis edilemezse; sahaya sürülen askeri, siyasi, ekonomik ve biyolojik savaş enstrümanlarıyla dünya iyice yorgun düşecek, harap olacak ve öngörülmez bir noktaya gelecektir.

Çünkü Küresel gözü dönmüşlük her geçen gün daha da artıyor.
Adeta "küçük kıyamet" yaşanıyor ve Tanrı iktidara zorlanıyor.
Çok üzgünüm  ama realite bu…

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
OGÜNhaber