Kuzeyde Karadeniz’e güneyde Ortadoğu’ya yayılan; Herkesin durmasını istediği ama kimsenin durduramadığı kirli, karanlık ve planlı savaş

Deniyor ki “Trump, Netenyahu’nun gazına gelerek İran’ı vurdu ama şimdi işin içinden çıkamıyor…”
Bu tespitin bir kelimesine bile katılmıyorum!

Arkadaşlar!
Trump istese bu savaşı bitirebilir mi? Hayır…
Trump istediği için mi bu savaş devam ediyor? Yine hayır…
Şuna emin olun ki, başlayan bu savaşla sahnelenen oyun Trump’ın idrak, izan ve kapasitesinin çok üstünde. Trump sadece bu savaşın görünen yüzü ve çelişik sözleriyle amaçlanan karmaşanın sözcüsü.
Peki amaç nedir?
Bunu görmek için öncelikle İran’ın yaptıklarına ve bölgesel bazda savaşın genişleyen kapsama alanına bakmak lazım.
“Amerika ve İsrail İran’la başa çıkamadı” deniyor ve şu sıralar başta Körfez ülkelerindeki Amerikan üsleri olmak üzere Amerikan menfaatlerine halel getirici eylem ve saldırıları örnek gösteriliyor.
Ama ben farklı bir boyutla ve büyük resme bakınca; çok daha farklı ve görünenin harici bir şeyler görüyorum.

Size bir örnek:
Amerika’ya yapılan meşhur 11 Eylül Saldırısı…
Sonucu ne oldu?
Amerika önce Afganistan, sonra ise Irak’a saldırdı…
Peki, 11 Eylül saldırısı olmamış olsa idi bu iki ülkeye saldırabilir ve hem Güney Asya, hem de Ortadoğu’da amaçladığı gizli hedeflere ulaşabilir miydi?
Tabi ki hayır…
Çünkü Amerika’nın da sahibi olanlar, önce Amerika’yı Amerika’ya saldırtıp; sonra da, Amerika’ya saldırdı diyerek hedefe koydukları ülkelere saldırtıp amaçlarına muvafık ve mutabık kaotik bir zemin oluştururlar.

Bu savaşın başladığı ilk günde de, bugün de hala aynı fikirdeyim:
Allah aşkına, Amerika gerçekten indiremediği için veya İran gerçekten direniş gösterip Amerika’yı geri püskürttüğü için mi İran hala ayakta?
Yapmayın, etmeyin; böyle bir realite hayatın olağan akışına aykırı!
Amerika gibi dünyanın en büyük silahlı gücü İran’ı indirmek isteyecek de indiremeyecek; komik olmayın!
Şunu yeniden düşünün; Amerika’yı, İran’a saldırtanlar eş zamanlı İran’a da, “Amerika sana saldıracak ama sadece göstermelik zaiyat verdirecekler. Sen ise bunu bahane edip bölgeyi ateş çemberine çevireceksin” demiş olamazlar mı?
Güya Trump, Irak başbakanını Beyaz Saray’a çağırmış ve İran’la anlaşma için eline bir barış teklifi verip Pezeşkiyan’a göndermiş…
Buna inananlar da var maalesef!
Acaba Irak başbakanına şunu denmiş olamaz mı:
“İran’ın artan bölgesel saldırılarına karşı önümüzdeki günlerde Irak üzerinden İran’a noktasal boyutta birkaç kara harekâtı yapacağız. Buna hazırlan!”
Hatta belki Türkiye’yi bile bundan haberdar edip Sayın Cumhurbaşkanımızın “buna müsaade edemeyiz” tepkisine muhatap olmuş olabilirler mi?
Veya Azerbaycan üzerinden farklı bir atraksiyon planlıyor olabilirler mi?
Ve üstelik; tüm bu aksiyon planlarına gerekçe olarak da İran’ın son günlerdeki artan saldırılarını veya aslında kimin yaptığı belli olmayan serseri saldırıları bahane ediyor olamazlar mı?
Lütfen “şu şöyledir, bu da böyle!” veya “İran Amerika’yı dize getirdi; Kasım’da seçime giden Trump barışmak için her yolu denemeye başladı” gibicesinden işin içyüzüyle ve asıl gerçeklikle alakası olmayan hamaset söylemlerine aldanmayın, kanmayın!

Görmüyor musunuz; savaş tüm Ortadoğu’ya yayılıyor!
Katar-Kuveyt-BAE-Arabistan-Yemen bir savaş alanına dönüştü! Önümüzdeki günlerde Suriye-Irak hatta Pakistan bile bu savaş sürecine müdahil edilirse sakın şaşırmayın!
Kaldı ki, bir diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşının genişlemesi ve Karadeniz’i de kapsar hale gelmesi bir tesadüf mü veya sadece savaşan iki ülkenin inisiyatifiyle ortaya çıkan bir durum mu?
Rusya’nın dizel yakıt satmayı durdurmasına ne demeli?

Arkadaşlar!

Basit-sade yalın bir gözle yeniden bir bakın; 65-70 dolarlar civarı olan petrolün varil fiyatı bir ay bile dolmadan 100 doları aştı.
En popüler finansal emtia olduğu için hep petrol üzerinden konuşuyoruz ama aslında yaşanan savaş nedeniyle oluşan ve daha da oluşacak olan krizin boyut/kapsam ve ölçüsü aklınızın alamayacağı kadar büyük!

Son birkaç yazımda ısrar ve tekrarla “Küresel boyutta Ağustos Şoku” ve küresel gıda tedariğini de şiddetle etkileyecek Buğday krizi derken; Amerika-İran savaşının bugününden hareketle değil; savaşın Ortadoğu’yu kapsama olasılığına binaen söylüyordum ve söylüyorum!
Ki maalesef gidişat da o cihette…

Sonuç:
Birileri, düne kadar veya bugün yaşananlardan hareketle “gidişat üçüncü dünya savaşına doğru” derken, ben geçmiş pek çok yazımda aslında üçüncü dünya savaşının başlayıp devam ettiğini ama algılarımız geçmiş iki dünya savaşı formatlarına odaklı olduğu için pek de fark edemediğimizi söyledim.

Arkadaşlar!
İki dünya savaşında da, çok devlet savaştığı için adına dünya savaşı denmedi. Topyekûn küresel bir etki oluşturduğu için dünya savaşı dendi.
Buyurun işte; iki boğazda hatta hassaten Hürmüz Boğazında düğümlenen bir savaşın küresel etkilerine iyi bakın ve görün bakalım; geçmişteki iki dünya savaşından daha mı az etki oluşturuyor/daha mı az küresel krizlere sebebiyet veriyor?
Önümüzdeki günler, bölgemiz ve hatta Türkiye için oldukça zorlu geçecek olup; kritik kararlar verme zorundalığı doğuracak gibi görünüyor.
Özellikle de, İran’a yapılması muhtemel bir kara harekatı dolayısıyla…
Ama bu noktada sayın Cumhurbaşkanımızın Suriye konusunda, Rusya-Ukrayna savaşı konusunda ve İran savaşının ilk başladığı sıralarda sergilediği dengeci ve ülkesel menfaatleri gözetici diplomatik ferasetin yine etkili olacağı; ülkemizi, savaşan devletlerin hedefi haline getirmeyeceğine inanıyorum.

Ama kimsenin engel olamayacağını düşündüğüm bir tehlike var önümüzde:

Sadece gelişmekte olan kırılgan ekonomili ülkeler değil; Avrupa ülkeleri, Amerika-Çin ve Rusya da dahil; dünyayı çok ama çok zor günler bekliyor!
Söylemek zorundayım ki, büyük krizler ve şoklar kapıda…


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

OGÜNhaber