İç siyaset ve muhalefetin perişan hali…

İç siyasete dair pek yazmıyordum.
Çünkü tercihim her zaman büyük resme bakmaktı…
Ama muhalefet cenahında öyle şeyler oluyor ki evlere şenlik ve ben buna acı acı gülüyorum sadece.
Gelin, beraber bakalım.
Eminim sizler de bana hak vereceksiniz…
 
İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları yeniden aday olduklarını açıkladılar.
İlginç geldi bana,
Çünkü başkan adaylarını genelde partiler açıklar.
Münferit açıklamalar, ya ciddiye alınmaz ya da bağımsız adaylıkta söz konusudur.
Bu başkanların "adayız" açıklamalarından sonra Kılıçdaroğlu konuşuyor ve
özellikle İmamoğlu'na dair "Başarılı bir arkadaşımız, tabi ki adayımız odur." diyor.
Bu yaklaşım bana oldukça manidar geldi.
Sayın Kılıçdaroğlu'na sormak isterim:
Hani sizin parti ortak akılla hareket edip kararları öyle alıyordu.
Aday belirleme üyeleriniz/delegeleriniz veya yetkili kurullarınız üzerinden yapılıyordu…
Ama sanırsam öyle değilmiş ve senin iki dudağının arasındaymış.
Erdoğan'a tek adam derken/Ak Parti'de Erdoğan'dan başka kimsenin sesi çıkmaz derken, CHP'de yaşanan böylesi bir pratik, benim aklıma "Acaba tek adam kim ve hangi parti başkanı ki?" sorusunu getirdi!
Bu kadar olsa neyse,
CHP Kurultay'a gidiyor ama her şey flu/sisli ve gri…
Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan adayı mı olacak yoksa Özgür Özel mi aday olacak veya ikisi de aday olacak ve kavga mı çıkacak yahut da başka birileri mi meydana çıkacak ya da çıkarılacak, hâlâ belli değil!
Karşımızda girdiği tüm seçim savaşlarını kaybetmiş bir komutan var ama o hala parti gemisini selametle limana getirmekten bahsedebiliyor…
 
Bu arada unutmadan söyleyeyim,
Sayın Kılıçdaroğlu bir danışman atamış kendisine,
Bu kişinin Kılıçdaroğlu ve CHP'ye dair onlarca somut ağır laf/yazı ve söylemi var.
Önüne koyuluyor Kılıçdaroğlu'nun,
Hem de parti içerisinden birileri tarafından önüne koyuluyor.
Kılıçdaroğlu ne diyor peki?
"…Bilmiyordum, bir arkadaşım önermişti…" gibi bir mahalle bakkalının bile tercih etmeyeceği gerekçeyi cevap olarak dile getirebiliyor!
 
Gelelim İYİ Parti ve Sayın Akşener'e…
"Her ilde aday çıkaracağız" diyor.
Bu ne demek?
İttifak olarak seçilen başkanların hiçbirini beğenmiyoruz ve onların yerine yenilerini getirmek istiyoruz, demektir.
Sayın Akşener ve sevgili İYİ Parti,
İyi-tamam da, üç-dört ay önce/daha nisan ayındayken İmamoğlu ve Mansur Yavaş'ı cumhurbaşkanlığı yapabilecek liyakat ve karizmada görüp aday göstermiyor muydun!
Bu ne hızlı çark ediş/bu ne hızlı geri vites ve bu ne hızlı manevra…
Kaldı ki,
Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın, derler.
Allah aşkına bir bakın: ittifaksız aday göstersen ne olur ki?..
Aldığın oy belli / alacağın oy belli / partinin kapasitesi belli…
Hayal dünyasında yaşamanın / seçmenin aklıyla dalga geçmenin ne gereği var ki?..
Üstelik bu büyük lafları etmek ve ittifaksız şekilde ve tüm illerde aday göstereceğiz büyüklenmesi içine girmek yerine, milletvekillerine sahip çıkmayı düşünsen bence daha iyi edersin!
Demedi demeyin: Önümüzdeki süreçte/yerel seçimlere kadar milletvekili geçişleri açısından ilginç gelişmelere gebedir.
 
Davutoğlu konuşuyor:
"Millet ittifakı olarak kendimizi halka anlatamadık…"
Güler misin, ağlar mısın?..
Sayın Davutoğlu,
Ben bir şey söyleyeyim:
Halka anlatabilmek ve halkı ikna edebilmek için, altılı masa olarak önce birbirinize karşı samimi olmanız gerekmez miydi…
Şu bir gerçek ki, bir şeye kendin inanmıyorsan o şeye başkalarının inanmasını ve ikna olmasını da bekleyemezsin.
Sizin masanız baştan aşağı samimiyetsizlik doluymuş da, bunu bir tek siz görememişsiniz!
 
Ak Parti ve Erdoğan'a gelince,
Muhalefetin bu halini görünce eminim  kıs kıs gülmüşler ve "Yiyin birbirinizi, yiyin." diye ellerini ovuşturmuşlardır.
Neden mi?
Erdoğan sivil Anayasa çıkışı yaptı.
Peki bunun için ne gerekli?
Muhalefet partilerinden destek…
Alır mı?
Bence alır…
Bu ne demek?
Birbirini yiyen muhalefeti daha da parça pinçik etmek, demek.
Eder mi?
Eder…
Nasıl edecek?
Bekleyin ve görün!..



Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
OGÜNhaber