Çok zeki olmak özel, güzel ve çok önemli…
Ama akıllı olmak çok daha önemli bir şey. Çünkü akıl sahipleri zekilerin zekasını kullanabilenlerdir.
Bu arada; hem zeki, hem akıllı olabilen istisnalar ise zaten deha sayılır ki onlar da nadirattandır.
Bu girişi neden yaptım?
Arkadaşlar!
Elon Musk diye bir maskara var; bilirsiniz.
Adam zeki mi; kesinlikle çok zeki.
Ama bana sorarsanız akıllı falan değil; akıl ve güç sahiplerine zekasını kullandırtan yeni nesil bir tekno-şovmen…
Mesela geçenlerde spikerin “ırkçı mısın” sorusuna; “4 çocuğum var, neden ırkçı olayım ki” diyor.
Anti-İslam mısın sorusuna ise; “tecavüz ve cinayete karşıyım” diye cevap veriyor.
Peki bunlar cevap mı sizce?
Resmen kafa karıştırma, şaklabanlık yapma ve hatta İslam diniyle cinayet ve tecavüzü yan yana getiren dolaylı bir anlatımdan başka bir şey değildir.
Bunu ne kadar ciddiye alabiliriz?
Doğrusu ben Musk denen bu herifin evvelini-ahirini, dününü ve bugününü iyi bildiğim için ciddiye almıyorum ama sahip olduğu küresel popülarite sebebiyle ciddiye alanlar azımsanmayacak kadar çok.
Şimdi hemen diyebilirsiniz ki; “…ama adam Twitter’ın sahibi, Tesla’nın sahibi, Yapay Zekanın sahibi ve daha bilmem neler nelerin sahibi… Dünyanın ilk dolar trilyoneri…”
Arkadaşlar!
Bir şeyin veya kişinin sesi çok çıkıyorsa; bu durum onun daha çok içinin boş olmasıyla ilintilidir.
Tam bu noktada dikkat edilecek husus; o sesin hangi kişi veya eşyadan geldiği değil, o kişi ve eşyadan çıkan sesin aslında kimin sesi olduğudur.
Daha spesifik bir örnek vereyim:
Bizim televizyon kanallarımızda da, neredeyse hemen her gün konuşan müdavim yorumcuların içinde olay çıkartıp gündeme oturmayı tercih eden birkaç kişi var ya; bu Musk denen herifin de, küresel ölçekte yaptığı aşağı yukarı aynı magazine şov.
Bunlar spekülatif manipülatör adamlar…
Birileri bunların sesini yükseltirler ama o esnada derinden derine küresel operasyon çekerler.
Bu Musk’ı Trump’ın yanına sokan da, sonra onunla kavga ettiren de ve son tahlilde, özür diletip yeniden Trump’ın yanına yamayanın da aynı güç ve aklın sahipleri olabileceğini sakın unutmayın.
Gerçi aldığım bir duyuma göre Elon Musk’ı şımartan ve kerameti kendinden menkul sandıran güç ve akıl sahibi bir dostu birkaç ay önce vefat etmiş.
Bakalım bundan sonra ana desteği olmadan nelerini kaybedecek veya dolu dizgin sürdüğü şovları ne kadar sürdürebilecek?
Aslında geçenlerde Musk’a ait olarak bilinen şirket hisselerinde ortaya çıkan ani yükseliş sonrası yükselişin iki katı ani düşüşlerin bu ölüm sebebiyle oluşmuş olma ihtimali de aklıma gelmedi değil…
Olur mu; olur… Ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler.
Peki, Trump’ın seçimine beş kala bir anda bu Musk denen adam yine yan çizebilir mi?
Yeni Dünya Düzenindeyiz ve olmaz diyemem doğrusu…
Belki de Musk’ın servetinin arkasındaki asıl güç ve asıl sahipler, ona yeni bir rol veya yeni bir oyunbozanlık veya yeni bir magazine şov görevi vermiş de olabilir!
Bakın Arkadaşlar!
Amerikan sistemi ve yaşam tarzı abartmayı, büyüklüğü ve büyüklenmeyi sever.
Bu yaklaşım Amerika’yı merkez tutan güç ve akıl sahiplerinin çok da işine geliyor.
Onlar bu abartılı reflekslerin arkasında, dünyayı daha kolay dizayn edebiliyorlar.
Ama işin aslında “…yok iki çocuk, evlerinin garajında bilmem ne yazılımını yapmış veya falanca adam filanca keşfi ofis sahibi bile değilken buluvermiş” yahut da “Elon Musk’ın dehası uzaya uydu gönderip dünyayı dikizlemekteymiş” gibi fantastik ve mucizevari hikayeler sadece hikaye ve hatta uydurulmuş masallardan öte bir şey değildir.
Çünkü birileri öyle olmasını istediği ve bunun için de böyle şovmen kişilikli marjinal tiplemelerin gerektiğini düşündüğü için algıları bu yönde oluşturdular, oluşturmaktalar!
Çünkü güç ve akıl sahipleri sessiz ve derinden giderken; yüzeyden giden bir ihtişam ve yenilmezlik armadasına da ihtiyaç duyup; bu isim ve firmaları etrafında bir heyula oluştururlar.
Bunların pek çoğu, zamanın ruhu ve zeminin gereği cihetinde varlık sahası bulurlar ve zamanın ruhu değiştiği anda ise yerlerini konjonktürün getirisi yeni isim ve firmalara bırakırlar.
Ben, Musk ve benzeri şovmenleri Survivor’a katılıp kendini gösteren ve bir dönem yıldızlaşıp; kısa bir süre sonra, bir anda ortadan kaybolan şöhretler gibi vasıflandırıyorum.
Arkadaşlar!
Görünene değil görünmeyene, vitrindekine değil vitrini dizayn eden ele dikkat edin.
Dizayn eden el ve görüneni görünür kılan görünmeyen güç baki, gerisi ise durum ve şartlara göre değişen/değiştirilen hatta kullanılmış peçete gibi vakti gelince buruşturulup atılandır.
Olaylara/kişilere ve gidişata bakarken bu perspektifi sakın ihmal etmeyin!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.