Amerikan seçimleri ve Trump kaybetti…
Sebeplerine gelince şunları sayabiliriz:
—İsrail ve Netanyahu konusunda sergilenen aşırılık ve Netanyahu’nun saldırganlığına sınırsız destek vermek…
Mesela;
35 yaş altı Amerikan Yahudilerinin kahir ekseriyeti Demokratlara oy vermiş.
Hakeza Michigan eyaletinde, karşısına çıkartılan ve milyonlarca dolarla desteklenen Yahudi Cumhuriyetçi adaya rağmen, Abdül Sayed’in kazanması.
Hatta daha ilginci; Yahudilerin yoğun olduğu bölgelerde oyların yüzde altmışına yakınını Abdül’ün alması…
Bu ne anlama geliyor?
Amerikan Yahudileri bile Trump’ın Netanyahucu saldırganlığından rahatsız ve huzursuz.
—Göçmen karşıtı politikalar ve uygulanan sert pratikler…
Sadece göçmenler değil; göçmen olmayan ama göçmenlere de antipatik bakmayan Cumhuriyetçi Amerikalıların bile Demokratlara oy verdi. Çünkü göçmen karşıtlığının Trump diliyle ve eliyle nefrete dönüşmesine onlar bile dayanamadı!
—Trump dönemiyle başlayan tutarsız söylemler, toplumu geren yönetsel davranışlar, hukuk ve geleneksel yönetimi dışlayan “otokratik” efelenmeler…
—Trump’ın, “Ben Ben Ben” diyen narsistik ve bencilliği yüzünden Cumhuriyetçilerin bile kendi partilerini savunamaz hele gelmeleri…
—Geleneksel medyanın belirleyiciliğinin kalmaması…
CNN International’ı bile adamlarına aldırmasına ve diğer medya unsurlarını borazana çevirmesine rağmen yine kaybetmesi bunun en büyük delilidir.
Bu noktadan hareketle şunu da demezsem olmaz tabi:
35 yaş ve altı jenerasyon için geleneksel medya adeta bitmiştir, demodedir. Bu jenerasyonu manipüle etmek veya bağımlı/bağlantılı kılmak mümkün değildir.
Bu jenerasyon, itiraz ettiği konularda tavrını/tarzını/tepkisini ilm-i siyasete girmeden, ataerkil-geleneksel teslimiyete teslim olmadan ve hamasete prim vermeden en basit, yalın ve sade haliyle/kısa-öz ve özetle göstermeyi iyi biliyor. Hem de, “kapıyı kapatsan pencereden, o da kapalıysa bacadan” şeklinde yaratıcılığı içinde…
Ana başlıklarıyla özetlemeye çalıştım ama Trump’a seçim kaybettiren asıl sebep kendisinin de dile getirdiği ve belki de bugüne kadar söyledikleri içinde tek doğru/tek tutarlı cümlede bahsettiği konu:
Artan akaryakıt fiyatları ve İran savaşı…
Bu ne demek derseniz; ekonomi ve dolayısıyla geçim derdi…
Arkadaşlar!
“Ekonomi/Geçim derdi” dini/dili/coğrafyası/kültürü farklı da olsa değişmez bir paydayı, insanların/halkların en ortak noktasını ortaya koyan en önemli parametredir.
Kötü ekonomik duruma/geçim derdine tepkisini bazı ülkeler gıda fiyatlarından, bazıları ulaşım üzerinden, bazıları paralı sağlık ve eğitim hizmetleri üzerinden bazıları ise başka unsurlar vasıtasıyla gösterirler.
Bu seçim de ispat etti ki, Amerikalılar bu tepkisini bir galon benzinin kaç dolar olduğu üzerinden gösteriyormuş…
Ekonomi…
Rahmetli Demirel devr-i siyasetinde Türkiye özelinden hareketle bu konuya tekabül eden iki cümlesi var:
“Halk yaş sebze gibidir, günlük yaşar/Yağmur yağarken ben ıslanmam diyemezsin”
Görüyorum ki, toplumsal refleksi er veya geç harekete geçiren ve tepkisel bir tavır sergilemeyi özetleyen bu iki cümledeki genel-geçer realite, sadece Türkiye için değil Amerika için de geçerliymiş…
Belki Macaristan, belki Sırbistan, belki Brezilya için de…
Peki, Trump bundan sonra ne yapacak? Gerçekten dediği gibi seçimin özeleştirisini mi yapacak yoksa daha agresif/daha otoriterist politikalar mı sergileyecek?
Trump, seçimi kaybettiğini görünce iki şey söyledi:
—Demokratlarla çalışmayı heyecanla bekliyorum,
—Oy pusulasında benim ismim olsaydı kaybetmezdik…
Birinci cümlenin samimiyetine hiç inanasım gelmiyor. Çünkü bu cümleye rağmen “Veto” mesajı vermekten geri durmadı.
Bu hem Demokratlara hem de Amerikan demokrasisine aba altından bile değil; açık açık bir tehdittir.
İkinci cümle ise Trump narsizm ve bencilliğini yansıtan bir cümle…
Bu da demektir ki; seçim kaybının getirdiği prestij eksilmesini agresif/despotik politikalar ve kuralsızlığa sarılarak; “en güzel savunma, hep/daima saldırıdır” yaklaşımı sergileyecek anlamındadır.
Ama Amerikan toplumu başka toplumlara benzemez. Amerikalılarda itaat/mutlak itaat ve körü körüne inanç kültürü yoktur.
Onların sadakat ve itaati kişiye değil kuruma ve bir siyasete/bir siyasi partiye değil toplumsal mutabakatla koydukları kurallaradır.
Amerikan toplumu, iş kovboyluğa geldiğinde; her Amerikalı, Trump’dan daha kovboy olur ve Trump’ın karşısına dikilir.
Sonuç:
Amerikan seçimleri ve Amerikan toplumunun cümle aleme örnek olacak nitelikte yaptığı ince ayar, bence tüm ülke yönetimleri ve Trump tarzı yönetselliğe sempati besleyen tüm liderlere ciddi bir uyarıdır, ikazdır.
Bu seçim gösterdi ki, ne yaparsan yap ama toplumsal sinir ucuna basma!
Hatta bu ülke Amerika bile olsa…
Toplumsal sinir ucuna basmak neymiş?
Ekonomik kötü gidişatın, geçim derdi şeklinde halka yansıması…
Rahmetli Demirel’in metaforundan hareketle geçim derdi yağmur ise; Amerika bile olsan ve o Amerika’da Trump bile olsan; o yağmur yağdığında Amerikalılar ıslanmaz diyemezmişsin!
Eğer der ve kurdu kış ayazında bırakırsan; daha ertesi kışa girmeden sana yediği ayazı misliyle hatırlatırmış…
Yani neymiş; sadece Türkiye’de değil Amerika’da bile “ahali yaş sebze gibiymiş ve günlük yaşarmış!”
Demem o ki;
Amerikan seçimlerinde, Amerikan toplumunun yaptığı tercih sadece Trump için değil; ülkelerinde yaşanan ekonomik sıkıntıları/geçim derdini göz ardı eden ve haklı olarak bile olsa farklı sebepleri öne çıkartan her ülke yönetimine bir uyarı/bir ikaz ve acil kodlu bir mesajdır!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.