IMF Başkanı Kristalina Georgieva üç gün önce şunları söyledi:
“Küresel ekonomik gidişata dair Nisan ayında üç senaryo söylemiştik:
—İyimser,
—Olumsuz,
—Şiddet senaryosu…
Evet, Mayıs başına kadar iyimserdik ama maalesef o iyimserlik artık dikiz aynasında/geçmişte kaldı.
Yaşanan savaş ve etkileri nedeniyle en kötü senaryo olan “Şiddet Senaryosuna” göre pozisyon almak zorundayız.
Eğer bu savaş önümüzdeki yıla sarkar ve petrol fiyatları 125 dolar civarında yapışkanlaşırsa vay halimize… Küresel büyüme, yüzde 2’de çakılıp kalabilir.
Enflasyona dair düşme beklentileri düşmüştür ve hatta enflasyon kontrolden çıkabilir.
Faiz düşüren Merkez Bankaları’nın yeniden faiz artış politikasına geçmesi kuvvetle muhtemeldir.
Savaş ve savunma bütçelerini artırmak zorunda kalan hükümetler ciddi bir ekonomik kısır döngüyle karşı karşıyadır.
Daha geçen ay hala iyimserken ve büyüme beklerken; artan savaş ve enerji maliyetleri nedeniyle karanlık bir tünele girmek üzereyiz.
“Kur baskısı” ve “yüksek üretim maliyetleri” nedeniyle özellikle gelişmekte olan ekonomilerin işi çok ama çok zor…”
Genelde “temkinli iyimserlik” içeren ve pek de felaket tellallığı yapmayan IMF, neden ve nasıl oldu da adeta “acil kodlu” şekilde kötümserliğin dibine vuran bu açıklamaları yaptı?
Aslında bana göre IMF’in bu açıklamaları bile hâlâ temkinli, hâlâ facianın gerçek boyutunu yansıtmayan ve hâlâ diplomatik bir anlatı…
Arkadaşlar!
Oldukça büyük olan ve büyük bir ovayı sulayan bir baraj düşünün.
Baraj kapakları kapatıldığında ovanın ortasına gelen su günler sonra kesilir.
Hakeza, yeniden su verilmeye başlandığında ise ovanın ortasına günler sonra ulaşır.
Aynen bunun gibi; Hürmüz Boğazı kurdelesiyle dünyaya sunulan felaket hediye paketinin etkileri de böyle.
Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız, olacakların yanında henüz hiçbir şey.
Bu arada, anti parantez bağlamında bir hayretimi de söylemeden edemeyeceğim.
Biz insanoğlu nasıl varlıklarız; anlamak gerçekten çok zor.
Bundan on yıl önce, biri çıkıp sadece şu son iki senede yaşadıklarımızı yaşayacağımızı söylese “hadi oradan” der inanmazdık bile.
Ama şu anda yaşıyoruz ve muhtemelen beterine doğru da hızla koşuyoruz ama son derece kanıksamış hâldeyiz.
Bunu söylerken de son on senedir bu ve benzeri şeyleri yaşayacağımızı söyleyen birisi olan kendimi hariç tutmuyorum. Çünkü ben de sanki olanlar olmuyormuş veya normal şeyler oluyormuş gibi davranmaktan geri durmuyorum.
Öyle garip ki, 66 yaşındayım ve neredeyse 60 yılda yaşamadığımı 6 yıldır yaşıyorum ama sanki bana mısın bile demiyorum.
Demek ki insanın kendisi tarihin yaşayan figürü olunca böyle oluyormuş!
Bunu görünce de küresel manipülasyon yapanların neyi neden yaptığını ve planlarını nasıl tıkır tıkır işlettiklerini daha iyi anladığımı söylemeliyim.
Şimdi yeniden realiteye gelirsek:
Arkadaşlar!
Yerleşik kanaatleri ve büyük güç/gelişmekte olan devlet/dünyanın amiral gemisi falan-filan gibi ezberleri artık unutun.
Dünya artık yeni bir düzene, insanlık yeni algılara doğru hızla ilerliyor.
Yeni düzenin sahipleri, ne varsa eskiye dair dünde bırakmaya kararlılar.
Bunu yaparken de, öyle usturuplu yapıyorlar ki; adeta koyunlara önce tuz yalatarak suyun kıymetinin anlatılması gibi yapıyorlar.
Yok Amerikaymış, yok Çinmiş, yok Rusya imiş, yok Avrupaymış, yok bilmem neymiş; tüm bu güç ve güçlü devlet algıları yerle bir olmak üzere.
Artık yeni Dünya’nın yeni düzeninin yeni imparatoru Güç ve Akıl Sahiplerinin “Küresel Yönetim Algoritması” olacaktır.
Trump’ı seçtireyim, Çin’i dize getireyim, Putin’e had bildireyim, İran’ın dişlerini dökeyim gibi siyasi argümanlar demode olmak üzere.
Güç ve Akıl Sahiplerinin kabullenip kanıksattırdığı “yapay zeka robotları/Küresel Yönetim Algoritması” sayesinde bundan sonra artık böylesi siyasi dertler kalmayacak ve tekno-siyaset her şeyi belirleyecek.
Öyle ya; bir tuşa basarak çok şeyi değiştirmek varken ve maksadın hasıl olması neredeyse garantiyken; neden insan unsurunun ihtirasları/kaprisleri ve siyasi tripleriyle uğraşılsın ki…
Sonuç:
Trump da Amerika da, Netenyahu da İsrail de, Kral da İngiltere de, Putin de Rusya da, Şinping de Çin de, Dini lider de İran da; artık ayrıcalıklı, belirleyici veya imparator veya küresel güç veya kral veya dünyanın jandarması değildir, olamayacaktır.
Devir artık yeni bir devir ve bu devir, insanların kendi iradeleriyle gibi görünen ama aslında dijital manipülasyon sonucunda hareket edip tercih yaptıkları bir devir olacaktır.
Siz hala IMF/Dünya Bankası/Kredi Değerlendirme Kuruluşları ve hatta Birleşmiş Milletler hatta FED, hatta Avrupa Birliği Merkez Bankası gibi küresel müesses yapıların bağımsız ve hür bir iradeyle hareket edip sadece gerçeği içeren açıklama yaptıklarına mı inanıyorsunuz yoksa?
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.