Koy külahı önüne düşün..

Tüm bu yıpranmaya rağmen, muhalefet olarak oyunu bir gıdım arttıramamışsan, ülkede iktidar değil muhalefet sorunu vardır. 

7 Haziran’da halk koalisyon görevi vermiş de, iktidar kurmama yoluna gidip ayak oyunları yapmış da, halkın mesajını almamış da, oyun oynamış da...

Bozaydın oyunu. Öyle bir strateji, öyle bir taktik yapaydın ki sen koalisyonsuzluğa mahkum olacağına o koalisyona mahkum kalaydı, diyecek lafı olmayaydı. 

Yok efendim neredeeee. 

Siz sayın muhalefet, nerede kaybettiniz biliyor musunuz?

TBMM Başkan seçiminde. 

Yok benim adayım, yok senin adayın. 

Akıl vermek gibi olmasın ama, baştan konuşup, konuşarak ortak bir aday göstereydiniz, gerekçeleriyle birbirinizi ikna edeydiniz, topluma dönüp bak ne güzel anlaştık diyeydiniz toplum arkanızda dururdu. 

Uzlaşma; benim dediğimde anlaşalım diyerek olmaz. 

Asgari müşterekte olur. 

Siyaset erbabının asgari müştereği ülke menfaatidir. Kendi koltuğu değil. 

Taban korkunuz, önceliğiniz, ülke menfaatinin önüne geçmişse olduğunuz yere demir atarsınız. Çünkü taban bellidir üç aşağı beş yukarı. 

Şimdi yok öyle oldu, yok böyle oldu, oyuna geldik, hile oldu, hurda oldu. 

Geçiniz. 
Stratejiniz yok. Taktikle yol alıyorsunuz. 
Strateji satrançtır, taktik tavladır. Anlayacağınız dilden basitçe tanımladım. 

Taktik de gerekir elbette ama stratejin belirli değilse taktik işe yaramaz. 

Kuzu kuzu koalisyon kuracaklarını, ellerinin mecbur olduğunu düşündün. 

Kurmuyorlar, seçime gidecekler diye bağrındın. 

Stratejisi doğal olarak bu olacaktı. 

Yeni bir seçimden yine koalisyon çıksaydı, iktidarın kaybedecek bir şeyi yoktu. 

Ama yüzde bir ihtimalle tek başına iktidar kazançtı. 
Bir sıfırdan büyüktür. 

Senin, koalisyon kurulmama ihtimaline karşı bir stratejin var mıydı?
Yoktu. 

Partinde vitrine çıkan, toplumda teveccüh gören, karşılığı olan herkesi etrafında toplayıp ‘Lider’ olacağına, tırı vırı edip partiden koparıp, uzaklaştırırsan ‘Genel Başkan’ olursun. 

Dön bak iktidar partisine. 

Yok sıfır virgül bilmem ne artmış, yok iki vekil fazla gelmiş. 
Sen buna başarı dersen, iktidarın elde ettiğine zafer demesi anasının ak sütü gibi helaldir. 

Bak Demirtaş; sevimliydin, sempatiktin, gençtin, Türkiye derdinde olduğuna, Türkiye partisi olmasan da olacağına ikna ettin insanları 13 puan 80 vekil aldın. 

Sonra ne oldu? Şımardın. 

PKK’ya sen herkesten önce, herkesten gür sesle karşı çıkaydın, .”Dur hele biz buradayız, kürtlerin hakkı bizden sorulur, silahı göm, siyaset var” diyeydin, diyebileydin. 

Sırtını PYD, YPG, PKK yerine T.C’ye yani bu topraklara dayayaydın inan bana 1 Kasım’da ana muhalefet partisi bile olabilirdin. 

Politikanı gözden geçirmeni öneririm. 
Gerçek bir sol, sosyalist parti olmak istiyorsan - ki Türkiye’nin buna ihtiyacı var- , siyaset fenerini etnik kimlikten sınıfsal kimliğe çevirmende fayda var. 
Sen de iyi bilirsin ki sol ideoloji milli kimlikleri reddeder, sınıfsal kimlik üzerinden siyaset üretir. 

MHP ve Bahçeli’nin de acilen 20. Yüzyılın ilk yarısında kalmış, kendinden olmayan herkesi düşman gören demode milliyetçiliği terkedip yurttaşlık temelli bir milliyetçiliği ikame eder ve biraz da ekonomiyle, eğitimle, sanayi ile ilgili proje üretirsen ve tüm ülkeyi ‘Ülkü Ocakları’ zannetmekten vaz geçersen biraz toparlanırsın. 

Ya da en güzeli emekli olup, toprağa basmak. Partiyi gençlere bırakmak. Yoksa partinin yetiştirdiği gençlere güvenilmiyor mu. 

CHP ve Kılıçdaroğlu’nun beyannameleri, Ecevit’ten bu yana en iyi beyannameydi. Ama yetersizdi. 
Aklımızda ne kaldı?
Asgari ücret 1500
Çiftçiye mazot 1,8
Emekliye çift maaş

Asgari ücretli değilim, maaşım iyi çok şükür, çiftçi değilim, taksiciyim, emekliliğe çok var. Eee bana ne öneriyorsun. 
Önermişsindir de aklımda kalmadı, öne çıkmadı. 

Mesela eğitim,
Mesela hukuk,
Mesela sanayi,
Mesela imar falan. 
Dediyseniz de duymadık. 
Ayrıca duyursanız da en fazla % 30 olurdu. 
Ötesi yok. 

Sebep:
CHP, ülkede 60yıllık sağ iktidarlara rağmen, çok partili sistemi kendiliğinden hayata geçirmişken her türlü musibetten ve vesayetten sorumlu tutulan bir algıyla töhmet altındadır. 

Bu kadarını hak etmediği halde, dinden palazlanan her partinin 60 yıldır değişmez stratejisi bu olmuştur ve CHP iktidar ihtimali düşük bir ana muhalefet partisi olarak sağ iktidarların işine gelmiştir ve onlar tarafından desteklenmiştir. 

Ne zaman iktidar olmuştur?
İlk büyük değişimi yaşadığı Ecevit zamanında. 
Bir de iz düşümü ama farklı kimlikte ve farklı algı oluşturan SHP ile. 

O zaman basit. 
Kılıçdaroğlu’nun istifası yetmez. 
Ki Ankara katliamından sonra bakanların istifasını ısrarla isteyen, bunu bir onur meselesi olarak gören birinin bugün istifa edip yolu açması, örnek olması gerekir. Ha dümenden değil gerçek istifa. Kurultayda da aday olmayacaksın. 

Dedim ya istifa çözmez diye. Bence çözüm CHP’nin kendisini lağvedip  ‘T.C’nin kurucu partisi’ olarak tarihte onurlu bir yer almasıdır ve üzerine çevrili tarihsel eleştirilerden sıyrılmasıdır. 

Ardından yeni, yepyeni, çağdaş bir sosyal demokrat parti kurulmalı. 

İçi, programı, kafası karışık olmayan. 

Atatürk’ü rahat bırakan, ona sığınmayan, onun üzerinden politika yapmayan. 

AK Parti ve Davutoğlu için söylenecek tek şey, bu aşamada tebrik etmek, kutlamak ve umarım aldıklarını söyledikleri mesajı gerçekten algıladıklarını göstermektir. 

AK Parti’yi kutluyor ve yeni kurulacak hükümetten dini daha az referans olarak göstermelerini, hatta mümkünse hiç kullanmamalarını, başta eğitim ve adalette sonra diğer alanlarda gerçekten çağdaş ve bilimin öncülüğünde reformlar gerçekleştirmelerini bekliyorum.
OGÜNhaber