Kar, halâ beyaz yağıyor !

Öyle densiz, öyle fütursuz yağıyor ki meret, utanıp kendimden, içime saklanasım geliyor.

Çok şaşırttı beni çok.

Nedense bu sene ilk kar yağdığında, bir tuhaf oldum. Şaşkınlıklar içindeydim. Ne yapacağımı bilemedim. Sevinmeli mi, hüzünlü bir şarkı mı tutturmalı?

Hani ‘Bayram Sabahı’ uyanan çocuklar vardır da, ‘Bayram Hediyeleri’ ve ‘Bayram Harçlıkları’ yoktur.

İşte o mertebe bir sevinç, o dalgalı hüzün.
Ya da en iyisi adını siz koyun.
Hani tanıdık bir duygu bulun içinizdeki ambardan.
Ah o en güzel sohbetleri yaşadığım kendimle konuştum durdum saatlerce.
O ‘Kimselere anlatamadıklarım’ı anlattım bana.

Fırtınalar koptu içimde, hatta hatta bir hortum geldi bir an, yüreğimi söküp alacaktı bedenimden, kim bilir hangi kimsesiz diyarlara, hangi çocuk olamamış çocuğun önüne bırakacaktı.

Bilsem ki; bir dürzünün, şerefsizin ayakları altına düşmeyecek yüreğim, bilsem ki; bulan kadrini bilecek, o an salıverirdim vallahi.

Ah, ağlamalarımı, feryatlarımı bilemezsiniz.
Hüzün alır, kahkaha satarım sözcüklerde.

Yine de durmuyor gözyaşlarım. İnat etmiş de sanki, Nuh, Nuh’a gemi yaptıran sellerden çok olup yıkacak bu leş gibi dünyayı.

Nedir bu içimdeki karmaşa?

İlk karın düştüğü bembeyaz bir gecenin, saflıkla sevişme rehavetindeki o kapkara İstanbul sabahında olan sohbetim nedir?

Ne diye yerim kendimi de uyutmam bir türlü böyle?

Ne diye o?
Hava kirli, leş gibi.
Suyu içen ölüyor.
Toprak zaten can çekişiyor.
Politika çamur balçık içinde.
Politikacılar kirlenme yarışındalar.
İş, ticaret, sanayi, spor, sanat, paslı, tozlu, puslu.
Dünya eskisinden hızlı dönüyor ve eskisinden hızlı kirleniyor.

İnsanlar, sevişir gibi ve hatta o niyete birbirlerini öldürüyorlar. Hem de her gün, hem de yüzlerce, binlerce.

Kirli para politikalarını aklamak için yırtınmakta kirli kafalar.

Kirli sakalları ve kirli gözbebekleriyle o tertemiz gözlerimize baka baka bin türlü yalan, binbir türlü masallar uyduruyorlar.

Kısaca dostlar, çevre kirli, politika kirli, sanat, spor, ticaret kirli, yürekler kirli, kafalar kirli, insan kirli insan, gözyaşları bile boz bulanık terkos gibi.

Riyakar vah vahlar her ağızda.
Gece gibi karanlık, lağım kadar kirli yeryüzüne, herşeye rağmen kar yine de beyaz yağıyor.
Hayret, hem de bembeyaz.
Ve her tanesine bir umut dan gelirmiş gibi yine de çocuklar doğuyor.
Söndürün güneşi ne olur.
Biraz daha beyaza doysun gözbebeklerim.
Yüreğim az daha tatsın bu geçici temizliği saflığı.
Biraz daha kalsın kar.
Bakarsın örttüğü pislikler kardan önce eriyiverir.
 
Yeis öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun..

M. AKİF ERSOY

Not: İlk kar yağdığında yazmışım. Yeise düşmüşüm Akif’e rağmen..
OGÜNhaber