Bilim insanları, Pompeii ve yakınındaki Boscoreale'de bulunan yaklaşık 2 bin yıllık tütsü kaplarını analiz ederek antik Roma'daki evlerin nasıl koktuğuna dair izlere ulaştı. Araştırmada odunsu ve topraksı kokuların yanı sıra narenciye çağrışımı yapan aromaların kullanıldığı belirlendi.

Vezüv Yanardağı'nın yok ettiği Pompeii'nin 2 bin yıllık kokusu çözüldü

Bilim insanları, yaklaşık 2 bin yıl önce Vezüv Yanardağı'nın patlamasıyla yok olan Pompeii'deki evlerin nasıl koktuğuna dair önemli bulgular elde etti. Araştırmacılar, antik tütsü kaplarında yaptıkları kimyasal analizlerle odunsu ve topraksı kokuların yanı sıra narenciye çağrışımı yapan aromaların kullanıldığını ortaya koydu.

Araştırma ekibi, Pompeii ve yakınındaki Boscoreale'de onlarca yıl önce bulunan iki pişmiş toprak tütsü kabını inceledi.

Kaplardan biri, MS 79'da Vezüv Yanardağı'nın patladığı sırada hana dönüştürülmekte olan bir yapıdan çıkarıldı. Diğer tütsü kabı ise kırsal bir villadaki ev tapınağında, diğer dini objelerin yanında bulundu.

Kapların biçimleri, süslemeleri ve bulundukları ortam, bunların evlerde gerçekleştirilen dini törenlerde kokulu maddeleri yakmak amacıyla kullanıldığını gösterdi.

Antik Roma'daki kokuların izleri bulundu
Araştırmacılar, tütsü kaplarından aldıkları küçük örnekleri üç farklı yöntemle analiz etti. Çalışmalarda bitkilerin yakılması sonucunda oluşan mikroskobik mineral kalıntıları, bitkilerde bulunan ve yanma sonrasında da korunabilen fitolitler ile antik reçine, yağ ve diğer organik bileşiklerin moleküler izleri incelendi.

Analizlerin dikkat çekici sonuçlarından biri, kaplarda yakıt olarak kurutulmuş hayvan gübresi kullanıldığına dair herhangi bir bulguya rastlanmaması oldu.

Bunun yerine her iki kapta da odunsu bitkilerin yakıldığına işaret eden çok sayıda mikroskobik iz tespit edildi.

Fitolit analizleri, meşe, defne ve sert çekirdekli meyve veren bitki gruplarının yanı sıra çeşitli otların da yakılmış olabileceğine işaret etti. Araştırmacılar, bu bitkilerin tütsü için yakıt olarak kullanılmış olabileceğini, bazılarının ise doğrudan adak olarak sunulmuş olabileceğini belirtti.

Pompeii'de uzak coğrafyalardan gelen reçine kullanılmış
Tütsü kaplarından yalnızca birinde özel bir reçineye ait kimyasal izler bulundu. Araştırmacılar, bu reçinenin günümüzde de bilinen günlük ağacıgillerle aynı botanik familyadan geldiğini ve muhtemelen elemi reçinesi olduğunu belirledi. Bu bulgu, Pompeii'nin yalnızca yerel kaynaklarla sınırlı olmayan geniş bir ticaret ağının parçası olduğunu da gösteriyor.

Araştırmacılara göre Arabistan, tropikal Afrika ve Asya'dan elde edilen aromatik reçineler Kızıldeniz üzerinden kuzeye taşınıyor, ardından İskenderiye ve İtalya üzerinden Roma İmparatorluğu'nun farklı bölgelerine ulaşıyordu.

Araştırmacılar, Pompeii'deki evlerde bu tür ithal aromatik reçinelerin dini törenlerde yakıldığına ilişkin doğrudan arkeolojik kanıtın ilk kez elde edildiğini belirtti.

Şarap ve sirke izlerine de rastlandı
Aynı tütsü kabında üzüm ürünlerine, muhtemelen şarap veya sirkeye ait olabilecek kimyasal izler de tespit edildi. Ancak araştırmacılar, modern dönemden kaynaklanabilecek kirlenmenin tamamen dışlanamaması nedeniyle bu bulguların temkinli değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Eğer izlerin antik döneme ait olduğu doğrulanırsa, bulgular Roma dini ritüellerine ilişkin yazılı kaynaklarla da örtüşüyor. Antik metinlerde, bazı dini törenlerde tütsü yakılırken aynı anda şarap döküldüğü anlatılıyor.
Araştırma, Antiquity dergisinde yayımlandı.
OGÜNhaber