Karaman'ın Ermenek ilçesinin Toros Dağları üzerine kurulu köylerinde kış hazırlıkları kapsamında, asırlar öncesinden kalma fırınlarda yıllardır geleneksel hale gelen yöntemle pekmez yapılıyor.

Asırlık fırınlar pekmez için yandı

Torosların yamaçlarındaki köylerde bağcılık tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor.

Eski yerleşim yerlerinde eski taşlara oyularak yapılan "şırahane" de denilen üzüm sıkma havuzlarını görmek mümkün, hatta bu üzüm sıkma havuzlarının birçoğu hala aktif olarak kullanılıyor.

Yetiştirilen üzümlerin hasat zamanında, yöre halkını tatlı bir telaş sarıyor. Üzümlerin bir kısmı taze, bir kısmı kurutulduktan sonra satılırken bir kısmı da pekmez için ayrılıyor.

Yöre halkının kışın tüketeceği en önemli besinler arasından olan pekmezin ihtiyaç fazlası ise köylüler tarafından satılıyor.

Yapımı, yüzyıllardır değişmeyen pekmez için, bağ bozumu sonrası toplanan üzümler yıkandıktan sonra, çiğnenip suyu ile posası birbirinden ayrılıyor.

Üzümün, "şıra" denilen suyu pekmez toprağı denilen özel bir toprakla karıştırılıp, bir süre bekletilmesinin ardından kazanlarda kaynatılarak pekmeze dönüşüyor.

Yukarı Çağlar köyünde de ekim ayının ilk günlerinden bu yana pekmez kaynatma sezonunun başlamasının heyecanı var.

Pekmez yapma telaşının olduğu dönemlerde, fırınların başında 4 kuşağı pekmez kaynatırken görmek de mümkün.

"Yakılan fırın sezon boyunca hiç sönmez"

Pekmez fırınının sahibi 85 yaşındaki Kadir Aktürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu fırının kendisine babasından kaldığını, babasına da babasının dedesinden kaldığını vurgulayarak, "Fırın belki de 200-250 yıllık. Her sene pekmez zamanı geldi mi eylülün sonlarında yakarız altını. Sezon boyunca hiç sönmez. Konu komşu sırasıyla kaynatır. 24 saat bu fırının başında kalabalık görmek mümkün. Fırında kaynatılan pekmez daha güzel olur. Sezon o seneki üzümün verimine göre 15 gün bir ay devam eder." diye konuştu.

Köy sakinlerinden Abdullah Öztürk, köylerinde ve çevrelerinde eskiden kalma çok sayıda taştan oyma şırahane olduğunu söyledi.

Bunlardan köy içinde olanların bazılarının halen kullanıldığını belirten Öztürk, "Bunlardan bazıları yerinden sökülüp pekmez fırınlarının yanına taşınmış. Hala kullanılanlar var. Sistem aynı. Bu taş havuzların içinde üzüm çiğneniyor ve elde edilen şıra toprakla mayalandıktan sonra fırınlarda kaynatılıp pekmez oluyor." diye konuştu.

Sultan Erdem, yaklaşık 60 yıldır pekmez yapımını gördüğünü vurgulayarak, "Pekmez zamanı bu fırınların başına toplanırız. Birbirimize yardım ederiz. Sohbet ederiz. Gelenlere pekmez köpüğü ikram ederiz." dedi.

"Pekmez fırınının başında 4 kuşak bir arada"

Annesi, oğlu ve torunuyla birlikte bir başka fırında pekmez kaynatan Hüseyin Demir ise "Pekmez kaynatma zamanı düğün gibidir. Mesela şimdi 87 yaşındaki annem fırının başında, pekmez için Konya'dan gelen oğlum yanımda, torunum burada. Yani 4 kuşak pekmez kaynatıyoruz. Anneme gelme dediğimiz halde gelir, bir şeyler yapmaya çalışır. Bunun heyecanını yaşamak istiyor. Annem bilirkişi gibidir. Onun tavsiyelerine kulak veririz, pekmezimiz iyi olur." ifadelerini kullandı.
OGÜNhaber