Türkiye’nin en önemli jeotermal kaynaklarına sahip Aydın’ın Germencik ilçesinde jeotermal enerjiden faydalanmak için 38 milyon TL tutarından sera yatırımı yapan Azeri iş adamı Yunus Arifoğlu, serasının 4 tarafından geçen jeotermal sudan faydalandırılmayınca 51 kişinin çalıştığı işletmeyi kapatmak zorunda kaldı. Kanunen reenjeksiyona giden jeotermal sudan faydalanma hakkı olmasına rağmen, jeotermal enerji firmalarının kanun tanımadığını belirten Arifoğlu, yetkililerden yardım istedi.

Sıcak su verilmeyince 38 milyonluk yatırım çürümeye terk edildi

Türkiye Cumhuriyeti tarafından jeotermal enerjilerin daha verimli kullanılması amacıyla 24 Eylül 2013 tarih ve 28875 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararla jeotermal firmaların bölgelerinde bulunan organik tarım ve seralara ısıtmada kullanması için reenjektede kullandığı sıcak sudan verme zorunluluğu getirdi. Yönetmeliğin çıkmasının ardından iş insanı 71 yaşındaki Yunus Arifoğlu, Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Turanlar Mahallesi’nde 2015 yılında 64 dönüm arazide 42 dönümü kapalı alanda topraksız sera kurdu. 2015’te temeli atılan bölgenin en büyük ve en modern serası 2016 yılında 6 milyon euroya, bugünün parası ile yaklaşık 38 milyon TL’ye tamamlandı. Resmi yazışmalar nedeniyle ilk yıl kömür ile ısıtılan serayı, tüm çalışma ve girişimlerine rağmen yanındaki jeotermal enerji ile ısıtamadığını belirten Arifoğlu, çalışanların işine son verip 6 milyon euroluk yatırımı kapatmak zorunda kaldı. 

“JESDER para istiyor, hizmet vermiyor” 

Yaşadığı sıkıntıları İzmir Jeotermalciler Derneğine (JESDER) ilettiğini ve ilgili derneğin kendisinden para istediğini ileri süren Yunus Arifoğlu, “Bu ülkeye hizmet etmek ve katma değer oluşturmak için ciddi bir yatırım yaptım. Ancak hemen seramın yanındaki jeotermal firması ve JESDER’in yasa tanımaz davranışlarından dolayı 51 kişinin çalıştığı seradaki üretimimiz durdu” diyerek kanun ve yönetmeliklere rağmen mağdur edildiğini ileri sürdü. 

JESDER’i “Paraya kurban olmuş” bir dernek olmakla itham eden iş adamı Yunus Arifoğlu, “Ben 2015’te buraya temel attım. 2016 Mayıs ayında yatırımımı tamamladım. 2013’te seracıların lehine yönetmelikte değişiklik yapılarak ‘jeotermal tesisleri reenejeskiyon suyunu yakınındaki sera ve organik tarım yapan teşkilatlarda kullandırmak zorundadır’ diyor. Ben buna istinaden bu yatırımı yaptım. Tesisim bitti sıcak suyu nereden vereceksiniz diye sordum. Bunu kimse bedelsiz istemiyor. Valilik bedel tayin ediyor. Bu bedele göre alacağız. Seranın yanında jeotermal tesisi varken kömürle ısınıyorum. İzmir’de jeotermaciler derneği varmış. Oradan biri bana akıl veriyor. ‘Siz basiretli bir işadamı gibi karar vermeniz gerekir’ deyip ‘Neden yatırım yapıyorsunuz’ diyor. Basiretli işadamı ülkenin kanunlarını bakar. Ben kanunlara baktım. Yatırımımı ona göre yaptım her şey yerinde. Jeotermal ile tesisimin ısıtılması gerekirken sıcak su vermiyorlar” dedi.

Jeotermal firması ve bağlı bulunduğu JESDER’in kanun tanımaz tutumu nedeniyle tesisin yetim kalmış çocuk gibi perişan halde durduğunu belirten işletmenin kömürle ısıtıldığında verimin yarı yarıya düştüğünü ifade eden Arifoğlu, “Kömürle ısıtılınca 1400 ton ürün elde ediyoruz. Jeotermal ile ısıtıldığında tam iki misli yani 2 bin 800 ton ürün oluyor. Ben yatırım yaparken ülke ekonomisine katkım olsun istedim. Ancak sıcak su verilmediği için üretim durdu. Sıcak su verildiği takdirde 10 gün içerisinde yeniden üretime başlayacağım. Ben insafa gelip haber vermelerine bekliyorum. Şu anda bebeği elinden alınmış bir anne gibi perişan haldeyim” ifadelerini kullandı. 
Öte yandan, JESDER'den ilerleyen günlerde konuyla ilgili açıklama yapılacağı belirtildi. 
OGÜNhaber