Orta Doğu ve çevresinde artan jeopolitik gerilimler, Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında dikkat çeken yeni bir iş birliği sürecini beraberinde getirdi. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları ve olası bir savaş senaryosu, söz konusu dört ülkeyi savunma ve diplomasi alanlarında daha yakın koordinasyona yöneltti.
Uzmanlara göre bu oluşum, klasik bir askeri ittifaktan ziyade, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirmeyi hedefleyen esnek ve çok katmanlı bir iş birliği modeli olarak öne çıkıyor.
Diplomaside Eşgüdüm Artıyor
Dört ülkenin dışişleri bakanları, Mart ayında İslamabad’da bir araya gelerek bölgesel gelişmeleri değerlendirdi. Toplantıda, Pakistan’ın ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik arabuluculuk rolü dikkat çekti. Bu girişim, taraflar arasında diplomatik temasların sürdürülmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Savunma Alanında Somut Adımlar
Son dönemde ülkeler arasında imzalanan anlaşmalar ve gerçekleştirilen ortak faaliyetler, iş birliğinin askeri boyutunu güçlendiriyor:
- Pakistan ile Suudi Arabistan arasında Eylül 2025’te imzalanan Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması, taraflardan birine yönelik saldırının ortak tehdit sayılmasını öngörüyor.
- Türkiye ile Mısır, 13 yıl aradan sonra 2025 yılında ortak deniz tatbikatlarını yeniden başlattı.
- Şubat 2026’da Türkiye ve Mısır arasında yaklaşık 350 milyon dolarlık mühimmat tedariki ve Mısır’da üretim hatlarının kurulmasını kapsayan bir savunma anlaşması imzalandı.
- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ise insansız hava araçları ve füze sistemleri başta olmak üzere ortak üretim projeleri gündemde.
Ülkelerin Stratejik Güçleri
Söz konusu dört ülke, farklı alanlardaki kapasiteleriyle dikkat çekiyor:
Türkiye, gelişen yerli savunma sanayisiyle insansız hava araçları, füze sistemleri ve yeni nesil savaş uçakları üretiminde öne çıkıyor.
Suudi Arabistan, Vizyon 2030 programı kapsamında savunma alanında dışa bağımlılığı azaltmayı ve yerli üretimi artırmayı hedefliyor.
Mısır, geniş askeri kapasitesi ve Süveyş Kanalı üzerindeki stratejik konumuyla bölgesel etkisini sürdürüyor.
Pakistan ise nükleer caydırıcılığı ve deneyimli ordusuyla dikkat çekerken, Körfez ülkeleriyle güçlü ilişkilerini koruyor.
Yeni Denge Arayışı
Analistler, bu dört ülkenin artan koordinasyonunun, bölgedeki güç dengelerinde yeni bir eksenin oluşabileceğine işaret ettiğini belirtiyor. Ancak bu yapının uzun vadede resmi bir ittifaka dönüşüp dönüşmeyeceği, bölgedeki gelişmelere ve küresel aktörlerin tutumuna bağlı olacak.